- Fotoğrafa 23 yaşınızda başladınız. Bundan önce ne yapıyordunuz ve fotoğrafı seçmenize ne sebep oldu?
Ah Tanrım; ben okulu 18 yaşında öncelikle 'grand huit' arazi yarışı pilotu olmak için bıraktım. 2 senenin sonunda; sergilerde, konserlerde hatta yetişkiler tarafından okul tatillerinde ortaya konulanı, sosyo-kültürel animasyonları yakalayabilmek için barmenlik, mutfak pazarlamacılığı gibi çeşitli işlerle ilgilendim. Daha sonra 33 yaşında dağ avcısı 'komando' olarak orduya katıldım. İşte asıl ordudan döndükten sonra siyah beyaz ve 135 compakt zoomlu agrandisörümle ciddi olarak fotorağçılıkla ilgilenmeye başladım ve bu duruma gelmek için kendi sitilimi bu süreçte geliştirdim.
- Ünlü fotoğrafçı Alfred Eisenstaedt, 'Elimde fotoğraf makinem olduğunda hiçbir şeyden korkmuyorum' diyor. Sizce fotoğrafı böylesine büyük bir güce ve tutkuya dönüştüren nedir?
Bizim hayatımız daima yenilenen bir görüntü topluluğudur.
- Fotoğraflarınızdan bazıları, renk dengeleri ve atmosferleriyle sanki Fransız aksanıyla konuşuyor gibiler... İlham kaynaklarınız arasında Paris'i de sayar mısınız?
Biraz daha imkanım olsaydı sanırım New York, Hong Kong, Los Angeles beni daha fazla etkileyebilirdi... Ama tabi ki Paris romantik bir şehir... Işıkların şehri...
- Adınız, moda ve güzellik fotoğrafı kavramıyla birlikte anılıyor. Siz de bu tür fotoğrafların hızlı tüketim malzemelerine dönüştüğüne katılıyor musunuz? Fotoğrafın başka alanlarıyla da ilgili misiniz?
Herşey göz kamaştırıcı olabilir; bu tamamen kişinin nesnelere bakış açısına bağlıdır. Kişisel olarak ben, tüm güzellikleriyle erkek veya kadın mankenleri fotoğraflamaktan zevk alıyorum.
- 'İyi bir moda fotoğrafı çekmenin anahtarı, bir modeli görüntülüyor olduğunuzu unutmanızdır' diyorsunuz. Bu söylemi açıklar mısınız?
İnanıyorum ki benim işim, duvarıma asmaktan da mutluluk duyabileceğim güzel bir görüntü yakalamak. Bunun sonucunda foroğraf Brigitte ya da herhangi biri olduğunda da güzel olmalı. Burada önemli olan model değil; ortam, dekor, güçlü ve kalıcı hisler uyandıran anlamlı bütün aslında işin aslı... Benim için güzel bir portre, kimin olduğunu gözetmeksizin iyi duygular uyandırabilendir.
- Deklanşöre basmadan önce vizörden baktığınız o ana geri dönelim... Size 'Evet, doğru kare bu' dedirten şey ne oluyor?
Kimi zamanlar iyi bir iş çıkardığımı düşünürüm ama çoğunlukla 'hayır, hayır, hayır bunun daha iyisi yapılabilir' derken buluyorum kendimi...
- İç mekanda mı, yoksa dış mekanda mı çalışmayı daha çok seviyorsunuz?
Ben özellikle güzel dekorlarla ilgileniyorum; fona, dekora çok önem veriyorum...
- Fotoğraf çekimleriniz sırasında yaşadığınız en ilginç olayı bizimle paylaşır mısınız?
Benim problemim şu ki o anlar benim için hep kötü hatıralar olmuşlardır...
- Dijital görüntü teknolojisi dahilindeki denemeleri nasıl buluyorsunuz? Fotoğrafları dijital ortamda yeniden düzenlemeyi ve benzer müdahaleleri...
Ben görünmeyenin tek şeyin dijitallik olduğu fotoğraflar çekmeyi seviyorum.
- Sinemayla ilgileniyor musunuz?
Ben özellikle video kliplerle ilgileniyorum ama aynı zamanda sinema, güzel ışık kurguları da çok hoşuma gidiyor.
- Hangi kitaplardan, fotoğrafçılardan ve sanatçılardan etkileniyorsunuz?
Mondino, La Chapelle, Sante d'orazio, Jonvelle, Lindbergh beni en derinden etkileyen fotoğrafçılar...
- Bak Dergisi'nin üçüncü sayısında konumuz 'Eski'. Bu sözcük size neleri ifade ediyor?
Altını! :) (G”old”)
"İşimin, duvarıma asmaktan da mutluluk duyabileceğim güzel bir görüntü yakalamak olduğuna inanıyorum."
- Stephane Bourson / Bak 03