
- Oregon'da dünyaya geldiniz, Kaliforniya Üniversitesi'nde okudunuz ve bugün yaşamınızı ve çalışmalarınızı San Francisco'da sürdürüyorsunuz. Yıllarca seyahat etmiş Amerikalı bir sanatçı olarak, ülkenizi birkaç kelimeyle nasıl tanımlarsınız? Ülkenizden ayrılmak zorunda kalsaydınız nerede yaşamayı tercih ederdiniz?
Amerika'da yaşamak ve çalışmak harika bir ikilik yaratıyor. Amerika bir yandan hayallerin gerçek olabileceği bir ortam sunup, çok çalışan ve kendini adayan kişilere büyük imkanlar sağlarken, diğer yandan da şansı yaver gitmeyenlere veya yanlış seçimler yapanlara son derece acımasız davranabiliyor. Başarıya ulaşıp tırmandığınız yerden aşağı düşerseniz, ayağa kalkmanız hiç de kolay olmuyor. Burada yaşamayı çok seviyorum ve kendimi varlıkla kustanmış gibi hissediyorum ama bu yolculuğun olası istikrarsızlığının da bilincindeyim. Amerika, sanat ve sanatçılar için büyük bir market. Öte yandan İspanya'yı, özellikle de Katalunya'yı çok seviyorum. Tarzıma uygun bir yaşamı orada da bulabilirim.
- Tuval üzerine yağlıboyayla çalışıyorsunuz. Günümüzde ise dijital sanat kavramının büyük bir gelişme süreci yaşadığını ve teknolojinin, görsel sanatların şeklini değiştirmeye başladığını görüyoruz. Boyanın kokusunu taşıyan, tümüyle özgün ve özel sanat eserlerindense sıklıkla biri diğerine benzeyen, birbirlerini tekrarlayan işlerle karşılaşıyoruz. Sizce gelecek nesiller, bizlerin bugün Rönesans dönemi eserlerine bakarak yaşadığımız duyguları, 21. yüzyılda ortaya konan başyapıtları izleyerek yaşayabilecekler mi? Dijital teknolojinin güzel sanatları ne yönde etkilediğini düşünüyorsunuz?
Dijital sanat ile geleneksel sanatın karşılaştırılması üzerine ben de çok düşünürdüm. Ancak sözlü tartışmalar bitmek bilmiyor ve birçok geçerli bakış açısından yorumlarla karşılaşıyorsunuz. Ben artık çok da fazla ilgilenmiyorum. Teknoloji ve yeni buluşlar etrafımızı sarmış durumda ve sanatı bu gelişimden korumak olası değil. Sonuçta dijital dünya da sanatçıların keşfetmesi için bir başka araç konumunda. Büyük ustaların da böyle bir durumda, böylesine bir gelişime ilgi göstermeyeceklerini kim söyleyebilir... Ben kendimi gelenekselci olarak tanımlıyorum, ancak yeni şeyler denemeye ve karışık tekniğe veya dijital üretim fikrine her zaman açığım. Benim için en önemli şey sonuçta ortaya çıkan görüntü ile sanatçı ve çalışmasının uyumu, kullandığı aracın değil... Ayrıca insanların 'el yapımı' işleri her zaman kendilerine daha yakın bulacakları düşüncesindeyim. Yani evet, tarih 21. yüzyılda da kendine elleri boyayla kirlenen sanatçılar ve harika sanat eserleri yaratacaktır.
- Eski konuk sanatçılarımızdan Gottfreid Helnwein, kendisine çocuklarının geçmişini ve geleceğini sorduğumuzda bize şu yanıtı vermişti; "Maddeciliğin sonunda zafer kazandığı bir dönemde yaşıyoruz. Dünya perilerden, cadılardan, elflerden, meleklerden, büyülü kalelerden ve saklı hazinelerden arındı. Hayal kurmak bugünlerde çocukların beyni için kimyasal bir dengesizlik olarak görülüyor." Siz bu görüşe katılıyor musunuz? Gezegenimizin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Şimdiki hayatın, benim çocukluğuma oranla daha zor, hızlı ve daha ticari olduğuna katılıyorum. Çocuklarımıza daha çok şey sunuluyor, internet ve bilgisayar oyunlarıyla eğlence kavramı yemek kadar çabuk ve kolay tüketilir hale geliyor ancak bununla beraber hayal dünyası ve yaratıcılık da kurban ediliyor. Benim çocukluğum, odamda bir şeyler yaratarak veya arka bahçede 'İnandır' (Make Believe) oynayarak geçirdiğim saatlerle doludur. Bizim neslimiz, uyum ve evrimin uzmanı oldu. O yüzden çocuklarımız da kendi yollarını bulacaklardır, sadece farklı yöntemlerle...
- Çocukluk yıllarınızı, kendi çocuklarınız Alexa ve Ethan'ınkiyle kıyasladığınızda, ilk olarak ne gibi farklılıklar gözlemliyorsunuz? Siz mi daha şanslıydınız, yoksa onlar mı daha şanslılar?
Az önce de belirttiğim gibi, benim çocukluğumda hayat daha yavaş ve daha basitti. Bazı değişiklikler sosyoekonomik olabilir ancak büyük çoğunluğu planlanmış oyun aktiviteleri ve (benim az alternatifli yıllarıma oranla) çok hızlı tüketilebilen çeşitli eğlence yöntemleri gibi görünüyor. Nostalji, çocukluğumun resmini daha iyi yapardı herhalde... Ama sonuçta şunu söylemeliyim ki, ben daha şanslıydım.
- Her zaman sanatçıların dünyada olup bitenlerden haberinin olması gerektiği söylenir. Sanatçılar, sözcükleri veya yarattıklarıyla insanlara yol gösterirler. Siz politikayla ilgileniyor musunuz? Ülkenizin yeni başkanı Barack Obama'dan ne gibi köklü değişiklikler bekliyorsunuz?
Politikayla çok da fazla ilgilenmiyorum. Biraz kinimden, biraz da basının bıktırmasından... Her gün, 24 saat politika ve haberlerle bombardımana tutuluyoruz. Bu beni çok yordu. Barack Obama'nın, uğruna oy verdiğimiz değişimleri gerçekleştireceğini umuyorum. Yine de kinim yüzünden beklentilerimi düşük tutuyorum. Değişimler çabuk olamıyor. Neyse ki resimlerim ve resim yapma işinin kendisi, soğuk ve zorlu dünyadan kaçırıyor beni. Haberler ve politikayla sarıp sarmalandığımız şu dönemde, benim umudum resimlerimin insanları daha huzurlu bir hale sokması...
- 90'lı yılların başından bu yana çalışmalarınızı, çoğunluğu Amerika'da olmak üzere çok sayıda sergiyle sanatseverlere ulaştırdınız. Hayalinizdeki sergi için sınırsız bir bütçeniz olduğunu düşünün... Eserlerinizi hangi şehirde ve nerede sunmak isterdiniz?
Tate'de, Chicago Sanat Enstitüsü'nde, Barcelona Modern Sanat Müzesi'nde ve burada, SF Moma'da sunmayı çok isterdim.
- Müzik, çalışırken ruh halinizi etkiliyor mu? Bugünlerde hangi türleri ve hangi sanatçıları dinliyorsunuz?
Ben büyük bir Radiohead hayranıyım. Çoğunlukla onları, karışık caz toplamalarını ve kolej radyosunun alternatif müziklerini dinliyorum.
- Bak Dergisi'nde konuk ettiğimiz, su altı fotoğraflarıyla ünlü fotoğrafçı Zena Holloway, Ang Lee'nin en sevdiği film yönetmeni olduğunu ve onun yarattığı yenilikçi boş alanlardan çok etkilendiğini söylemişti. Siz hangi film yönetmenlerini görsel olarak kendinize daha yakın buluyorsunuz?
Fikirlerimin çoğu hayallerimden ve etrafımdaki görsel şeylerin etkilerinden oluşuyor. Sanırım bir tek yönetmen ismi vererek etkilenimimi ona bağlamam gerçeği saptırmak gibi olacak.
- Bu sayımızın konusu '2'. Bu kavram size neyi ifade ediyor? '2' denince aklınıza ilk olarak ne geliyor?
2... Şu an 2 çocuğum var ve üçüncüsü yolda. Yani sanırım 2, çocuklarımı düşündüğümde özel bir sayıydı ve 2, 3 olunca da öyle kalacak.
"Ben kendimi gelenekselci olarak tanımlıyorum, ancak yeni şeyler denemeye ve karışık tekniğe veya dijital üretim fikrine her zaman açığım."
- Eric Zener / Bak 14