Gelecek Bak'ın Konusu: Yüz
'Yüz' sözcüğü sana neyi çağrıştırıyor? Düşün, yarat, gönder ve kazan! Ayrıntılar için hemen tıkla!

interviews

Ara:
Sayı Seç:
Bak | 12 Röportajları
Sizinle de röportaj yapmamızı ister misiniz? Bize ulaşın.

rastgele

rastgele
Tumanova Katerina
Ressam { www.belkina.ru }
Tumanova Katerina

- Göz alıcı çalışmalarınız birçok süreli yayında yer bulurken, çok sayıda sergiyle de sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Sınırsız bir bütçeniz olsaydı, fotoğraflarınızı izleyenlere sunmak için ne tür bir sergi salonu inşa etmek isterdiniz?

Dev bir park inşa ederdim ve burası sadece benim kişisel galerim olmazdı. İçindeki her büyük çadırda benim veya başka isimlerin yarattığı bağımsız projeler yer alırdı. Bunun yanısıra çevresinde, vahşi yaşamdan üretilen modern sanat nesneleri bulunurdu. Son olarak da küçük çocuklar için bir okul barındırırdı. Çünkü onlara, hiçbir dayatma olmaksızın kendilerini istedikleri gibi ifade etme fırsatını vermek son derece önemlidir.

- Samara Petrov-Vodkin sanat okulundan mezun oldunuz. Bugüne kadar, aldığınız eğitimin kariyerinize yansıyan olumlu etkilerini görebildiniz mi?

Evet, iyi bir temel her zaman işe yarar. Şanslıyım ki, hep istediğim yönde eğitim aldım ve başkalarının gösterdiği yolda ilerlemek için şekil değiştirmedim. Bu yüzden profesyonel oldum ve kendi bakış açımı korumayı başardım.

- Fotoğraflarınız, National Geographic’ten Homme’a, Seventeen’den Porsche takvimine kadar çok sayıda prestijli yayında yer buldu. Seçmek her zaman zordur ama, bugüne kadar çektiğiniz ‘en önemli’ fotoğrafın hangisi olduğunu ve bunun nedenini öğrenmek isteriz.

Şu an itibariyle düşündüğüm ve hissettiğim şeyleri yansıttığı için istisnasız bu her zaman benim son yaptığım iştir. Diğer taraftan bakıldığında olaylar biraz daha karışık. Eski işlerimden ilkinin de temel olarak benim için en önemlisi olduğunu söyleyebilirim. Daha ciddi ifade etmek gerekirse de, henüz o denli önemli bir işim olduğunu düşünmüyorum.

- Dünyanın en görkemli şehirlerinden biri olan Moskova’da yaşıyorsunuz. Bu size ilham veriyor mu? Moskova dünya haritasından silinecek olsa en çok hangi şehre taşınmak isterdiniz?

Moskova harika bir şehir, ancak bir o kadar da zorlu. Güçlü bir enerjisi vardır, bazen ilham vermek yerine sizi sindirir. Buna rağmen kısa bir süre için bile olsa ayrıldığınızda hiddetini özlersiniz. En çok hasretini çektiğiniz şey de yüzünü nadiren gösteren güneştir. Özellikle de kışın ve sonbaharda... Bu yüzden deniz kenarında yaşamanın hayalini kurarım. Belki bu Marsilya gibi bir şehir olabilir. Bu pek orijinal olmayacak ama, Paris’e de tapıyorum. Aşkla dolu ve bu bir efsane değil...

- Çalışmalarınızda renk kullanımı gerçekten çok etkileyici. Bildiğimiz gibi, dünyada çok sayıda renk araştırmacısı var ve bu kişiler, renklerin, insan algısı üzerinde belirgin etkileri olduğunu ifade ediyorlar. Siz, renkleri kullanırken onların ‘anlamlarını’ da değerlendiriyor musunuz, yoksa renk, görsel kompozisyonlarınız için kullandığınız öğelerden sadece biri mi?

Benim için renk, kompozisyonda yer alan şekiller kadar önemlidir. İzleyicileri daha şiddetli şekilde veya daha kısa yoldan etkilemeyi düşünmem. Bu konuda sezgilerimi dinliyorum. Çoğunlukla da beni aldatmıyorlar. İyi bir sanatçının bilinçaltının, bilinçüstüne göre daha kısa sürede doğru kararı verdiğine inanıyorum. Sanatçı, fikrinin üzerinde tekrar tekrar, derinlemesine düşünürse, kanatlarını kesmeye başlamış demektir. Ya da ilham kaynağını yitirmiş olur. Bu durumda da artık yaratıcı değil, uygulayıcı konumundadır.

- Bir ressam olarak, çocukluğunuzda annenizden etkilendiniz mi? Onun için neler söyleyebilirsiniz?

Tabii ki... Annem, kendi zevklerim ve gelişimim için beni çok güçlü şekilde etkiledi. Zayıf olan bir işi yeniden yapmam için beni ağlatana kadar zorlardı. Ama aynı zamanda da kendi fikirlerimin önemini vurgular, kimseyi dinlememem gerektiğini söylerdi. Bunun için ona çok şey borçluyum. Bugün fikirlerine kayıtsız şartsız saygı duyduğum üç kişi vardır ve biri de annemdir.

- “Resim” seriniz tam anlamıyla mükemmel. Sizi böyle bir projeyi yaratmaya iten neydi? Serinizin ayrıntılarını bizimle paylaşır mısınız?

Çok teşekkür ederim! Önce yerel anlamda araştırmak ve incelemek istemiştim, ancak sonrasında bu arayış daha büyük bir şeye dönüştü. İlham kaynaklarımı sorgulamaya başladım. Vincent, kendi portrelerini yaparken ne hissetmiş olabilirdi? Neden böyle yaptı? Ne söylemek istedi? Ayakkabılarının içinde olsaydım ne hissederdim? Bütün bunlar beni kendimle ilgili daha çok şey öğrenmeye itti.

Bunun yanında yaratımın teknik kısımlarını irdelemek çok güzeldi. Sevdiğim sanatçıların ne şekilde çalıştıklarını görmemi sağladı. Dünyaca ünlü resimlerin yepyeni, başka şeylere, benim içimdeki şeylere dönüşmelerini izlemek harikaydı. İki ayrı tekniği ve iki ayrı sanat dalını, resmi ve fotoğrafı birleştirmek ilginç geldi. Kendimi model olarak kullanma fikri ise başından beri vardı. Seriyi oluşturan asıl konu ve asıl nesne bendim. Bunun bir nedeni vardı... Tıpkı birçok ünlü ressamın, asıl nesnelerini ‘kadın’ olarak seçmelerinin bir nedeni olduğu gibi... Cinsel enerjilerini eritip boyaya dönüştürüyorlar, bu enerjiyi, yetenekleri ve kusursuz teknik uygulamaları ile birleştirerek başyapıtlar ortaya çıkarıyorlardı.

Bu çalışmalarımda iki ilham dalgası gözlemleniyor. Biri büyük sanatçılar, diğeri ise kendim. “Resim” serisini böyle özel kılan şey budur. Bunlar hep beni etkilemiş, eserlerine hayran olduğum ve bana ilham veren büyüleyici sanatçılardır. Liste tabii oldukça kabarık. Ben ancak kendime en yakın bulduğum birkaç tanesini seçebildim.

- Setlerinizde ne tür bir duygusal çevre yaratıyorsunuz? Bize, modellerinizle ilişkilerinizden ve çalışma süreçlerinizden söz eder misiniz?

Çalışmalarımın yüzde 99’unda model olarak ben varım. Bunun, fikirlerimi tam olarak yansıtmamın mümkün olan en iyi yolu olduğunu düşünüyorum. Tasarladığım karelere uyup uymadığım önemli değil. İçimde yaşayan aktriste ölme şansı vermiyorum. Tabii ki bazı güçlükler de yaşamıyor değilim, özellikle de teknik konularda, ama tecrübem arttıkça sorun da kendiliğinden çözülmüş oluyor.

- Klasik Batı Müziği’nin ölümsüz isimlerinden Rus besteci Sergei Vasilievich Rachmaninoff şöyle diyor; “Müzik bir ömür için yeterlidir, ama bir ömür müzik için yeterli değildir”. Aynı şeyi siz de sanatınız için hissediyor musunuz? Ölümden korkar mısınız?

Evet, kesinlikle katılıyorum. Ve ölümden çok ama çok korkarım. Hayatı bir manyak gibi seviyorum.

- Eserlerinizin bazılarında “kırmızı”nın baskınlığı dikkat çekiyor. Bak Dergisi’nin bu sayısında konumuz “kırmızı”. Bu sözcük size neleri ifade ediyor?

Kırmızı tamamen beni ifade ediyor. Kırmızı benim adım, benim ruhum. Kırmızının sınırsız versiyonları var. Her şeye dönüşebilir. Beyaza ve siyaha, şefkate ve suça... İşte içimizi dolduran ve bize hayat veren şey de bu.

"Sanatçı, fikrinin üzerinde tekrar tekrar derinlemesine düşünüyorsa, kanatlarını kesmeye başlamış demektir. Ya da ilham kaynağını yitirmiş olur. Bu durumda da artık yaratıcı değil, uygulayıcı konumundadır."

- Tumanova Katerina / Bak 12
  • * maks. 200 karakter
  • Gönder