Bak Dergisi'ni Facebook'tan da Takip Edin!
Facebook'ta Bak'ın hayranı olabilir veya Bak Dergisi grubuna katılabilirsiniz!

interviews

Ara:
Sayı Seç:
Bak | 12 Röportajları
Sizinle de röportaj yapmamızı ister misiniz? Bize ulaşın.

rastgele

rastgele
Holger Pooten
Fotoğrafçı { www.holgerpooten.com }
Holger Pooten

- Geldern'de dünyaya geldiniz, Hamburg'a taşındınız, şu anda ise yaşamınızı ve çalışmalarınızı Londra'da sürdürüyorsunuz. Londra tecrübenizle, ülkenizde yaşadıklarınızı karşılaştırdığınızda neler görüyorsunuz? Neden taşınmak istediniz?

Üniversitede fotoğraf eğitimimi tamamladığım dönemde Hamburg'daki halimden pek de memnun değildim. Alman piyasası, yeterince büyük olsa da, tutucu bir eğilime sahiptir. Bu da benim tahminimce, sanat icracılarından değil, Almanya'nın 'sürekli dikkatli olma' zihniyetinden kaynaklanıyor.

Londra'da sevdiğim şey ise, buranın çoklu kültüre sahip oluşu. Ayrıca burada kimse iyi bir stile bağımlı değildir. Ne istiyorsanız onu yapabilirsiniz. Bu durum her ne kadar zaman zaman çirkin sonuçlara yol açsa da, olağanüstü yeni şeyleri de doğurabiliyor.

- Teknolojideki hızlı gelişmelerin, insanları, düşünme yetilerini ortadan kaldırmaya başlayacak kadar çok meşgul ettiğini söylemek mümkün. Siz bu görüşe katılıyor musunuz? Bu gelişmelerin fotoğrafçılığa yansımasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Elbette bu iki ucu sivri bir kılıç. Ben fotoğrafı, filmler ve karanlık odalarla öğrendim. Kesin, net ve yavaş süreçler işlerdi. Polaroid'i elinize aldığınızda, kendinize, düşünebileceğiniz küçük boşluklar yaratırdınız. Dijital teknoloji ile bu durum müthiş bir değişim geçirdi, her şey anında ulaşılabilecek hale geldi. Ama bu aynı zamanda aceleyle düşünme zorunluluğu anlamına geliyordu.

Filmle fotoğraf çekerken, sonuçları almadan önce elde edeceğiniz şeyi tam olarak bilemiyorsunuz. Aniden geri dönüş alamadığınız için düşünme ve konsantre olma fırsatı buluyorsunuz. Bugünlerde çok sayıda fotoğrafçının, önce ekranlarını kontrol ettiklerini, sonra modellerle iletişime geçtiklerini görüyorum. Benim için bu, kendi yöntemimi belirlemem gerektiğinin bir göstergesi. Yıllardır benim ve çalışmalarım için neyin iyi olduğunu doğru değerlendirdim ve bana yardımcı olan küçük alışkanlıklar icat ettim.

- Bize çalışma alışkanlıklarınızdan söz eder misiniz? Ekip elemanlarınızı ve müşterileri ele alırsak, ne tür insanlarla çalışmaktan hoşlanırsınız?

Genelde bir ekipten en büyük verimi, onlarla gerçekten kaynaşabiliyorsam ve onlara sorumluluk verebiliyorsam alırım. Bir talimat veririm ve önerilerini dinlerim. Çoğunlukla fikirleri hoşuma gider. Zaten onları bu yüzden ekibime dahil etmişimdir. Ama tabii, her şeyin genel düşünceye uygun olup olmadığını kontrol de ederim. Bu işte kişisel aşırılıklara yer yoktur.

Kişisel çalışmalarımda ise, daha keskin ve doğrudan deneyimler için ekibin katkısını mümkün olduğunca aza indirgerim, ışığı kendim ayarlamaktan da çok hoşlanırım.

Bir sanat yönetmeninin ve müşterilerin olduğu işler tamamen farklı süreçler gerektirir. İletişim çok önemlidir. Eğer işler iyi gitmiyor veya çekim planlandığı şekilde gerçekleşmiyorsa onlara söylerim. Sonunda o gün içinde en iyi kareyi yakalamanız gerekir.

- Sizin gibi saygıdeğer bir fotoğraf sanatçısı olan, Bak Dergisi'nin eski konuklarından Eugenio Recuenco şöyle diyor; "Birçok şeyi ilham kaynağı olarak kullanırım. Bunlardan biri klasik resimlerdir. Dramatiktir, tiyatraldir ve bütün derinliği ışığın kullanımı sağlar". Sizin özgün ve etkileyici tarzınızın kaynağı nedir? En çok nelerden etkilenirsiniz?

Dürüst olmak gerekirse benim çok da fazla kaynağım yoktur. Çok fazla fotoğrafa veya resme bakmam. Yine de bir şeyler söylememi isterseniz, filmler ve başta karanlık, güçlü Fransız versiyonları olmak üzere çizgiromanlar diyebilirim.

Tabii fotoğraf alanında etkilenimlerim yok değil. Eski Pink Floyd kapak çalışmalarının gerçeküstülüğünü hep sevmişimdir. Ancak fotoğrafa başladığımda Juergen Teller benim için bambaşkaydı.

- Bak Dergisi'nin bir başka konuğu, ünlü fotoğrafçı Quentin Shih, eğilimlerin ve standartların, fotoğrafçıların yaratıcılığını öldürdüğünü ve bu durumun dünyadaki tüm kurumsal fotoğraf çeken sanatçılar için geçerli olduğunu ifade etmişti. Bu görüşe katılıyor musunuz? Sizce kurumsal fotoğrafçılığın dezavantajları nelerdir?

Bu görüşe kesin olarak katılıyorum. Diğer fotoğraf türlerini fazla kurcalamamış olmanın sebeplerinden biri de budur. Hep aklımı bulandıracaklarmış gibi gelir :)

Günümüzde kurumsal fotoğrafçılıktaki standartlar iyice yükseldi. Çekim sonrasında mükemmelliğe ulaşmak için çok şey yapılıyor. Oysa ben, zaman zaman gerçeküstülüğe kayan yaratımlarımın karşıtlığını arttırsa da karelerde gerçekliğin de var olmasını tercih ederim.

- Olağanüstü kompozisyonlarınızın bazılarında, kareleri bu dünyadan uzaklaştıran dijital hilelere başvuruyorsunuz. Uçan insanlar, birbirleriyle yarışan ayakkabılar ve birçok gerçeküstü örnek... Hayalgücünüzü kullanın ve "Holger Pooten" adında bir ülke yaratın. Nasıl bir yer olurdu dersiniz?

Biliyor musunuz, ben dünyayı olduğu gibi seviyorum. Londra büyük bir şehir ormanı ve beni sürekli şaşırtıyor. Bu sabah uyandım ve mutluydum!

Bu arada yapmak için ölebileceğim şey uzaya gitmek ve zero G'yi deneyimlemek. Hayal bile edilemeyecek kadar güzel... Hatta belki farklı bir güneş sistemine yolculuk bile yapardım!

- Sinemayla ilgileniyor musunuz? Ne tür filmler ve yönetmenler, görsel bakış açınıza daha yakın geliyor?

Bilim kurgu filmlerine bayılıyorum. Bir uzay gemisi gördüğümde daha da çok seveceğim!
Ciddi olmak gerekirse, hemen her tür filmi izliyorum. Bu konuda açık fikirliyim. Bir yandan "Transformers" filminden keyif alabiliyorken, diğer yandan "Guguk Kuşu"nu ("One Flew Over The Cuckoo's Nest") da sevebiliyorum.

- Sınırsız bir bütçeniz olsaydı, nasıl bir projeyi hayata geçirirdiniz?

Ben sınırsız şeylerle ilgilenmiyorum. Yaratıcılık, sınırlardan başlar. Ama hayal ettiğim projelerden birini söyleyebilirim; parabolik uçuşların fotoğraf üretim projesi. Biliyorsunuz, astronotların, dönüştürülmüş bir jumbo jetin içinde zero G için eğitildiği uçuşlar. Harika!

- Bak Dergisi'nin 12. sayısında konumuz "Kırmızı". Bu sözcük size neyi ifade ediyor?

Hiçbir şeyi. Kırmızı benim için sadece bir renk.

 "Ben sınırsız şeylerle ilgilenmiyorum. Yaratıcılık sınırlardan başlar."

- Holger Pooten / Bak 12
  • * maks. 200 karakter
  • Gönder