Sardunya Adası
Ben Sardunya’da denizin dibinde büyüdüm. Benim adam çok güzel, vahşi ve benim toprağımla bir kan bağım var. Kendimi İtalyan hissetmiyorum, benim köklerim burada; kendi hikayesini, dilini, yaşam tarzını taşıyan değişik tavırlı bu adada. Kendimi İtalyan hissetmiyorum. Kendimi "kıta" üzerinden ifade etmek istemiyorum (İtalya, herkesin dediği gibi ‘sağlam dünya’.)
Roma
Roma şu an kendimi bulduğum yer; yediğim, uyuduğum, çalıştığım, beni barındıran yer; çok çekici bir şehir, çıldırtıcı, kaotik ve yaşanmaz. Bunların yanısıra, duvarlarının en ufak köşesinden bile sanat ve tarih fışkırıyor, ama ayrıca günümüz İtalyasının resmini,geleceğe yönelik bir tek doğru yönlendirme olmadan bundan 50 yıl öncesine kadar anlaşılmamış bir yer olarak görebiliriz, öyle ki içindeki aynılık ve kaybedilmişlikler onu çoktan uzaklara itilmiş ve tükenmiş bir geçmiş gibi içine kapanık yapıyor. Roma gelenek, sıkıntı ve aşırı şehirleşme arasında bölünmüş anlaşılması güç bir şehir. Genel olarak, eğer rutinin içinde yaşamak zorunda değilseniz, oldukça iyi yaşanılabilecek bir yer. Fakat çok canlı bir şekilde yaşanabilecek olmasına rağmen yaşanmayan bir sanat ve iletişim eksikliği var, herşey solmuş gibi, durgun ve yorgun.
Photoshop
Benim grafik sanata, illüstrasyona, ve bu zorluklarla dolu yaşama aşık olmamı sağlayan programdır. Sonuçlardan görüldüğü üzere, "kötü bir şöhreti" var. Ayrıca bu ülkede bağımsız bir şekilde çalışmanın zorluğu da, eğer zamanda geri dönebilseydim, başka aktivitilere dönüp büyük ihtimalle onu bilgisayarıma hiç yüklemezdim.
Grafik Tablet
Genellikle ve ayrıca para sıkıntısından dolayı tablet wacom kullanmıyorum. Eskiden onu kullanmam Fotoritocco’da ne kadar yararlı ve kusursuz olduğunu anlamamı sağladı, ama genellikle fare kullanıyorum, daha çok ineklikten. Tablet hala çok gözde ve pahalı.
Aşk
Bir doğumgünü partisi geliyor aklıma, sanırım sene 1986 ya da 1987 olmalı, o öğlen çalan müziğin notalarını hala çok net bir şekilde hatırlıyorum, Europe'dan Final Countdown ve Richard Sanderson'dan Reality, dudaklarının rengi ve gençliğin verdiği pembe tenini, hediye olarak küçük domuz şeklinde bir kumbara verdiğimi, onu öpmediğimi anımsıyorum. Hatırlıyorum çünkü bu açık bir şekilde ilk aşık olduğum zamandı.
Kadın
Kadınlar, gizemli yaratıklar. Tek başardığım, ve inandığım, şu ki sadece piksellerden oluşan kadınlarla anlaşabiliyorum çünkü sabit duruyorlar ve hiç konuşmuyorlar. Et ve kemikten oluşanlarla hala problemlerim var.
İlham
İlhamı yakalamayı asla başaramıyorum, kaçıp duruyor, insanın elinden su gibi kayıp gidiyor ve sizi güneşin altında elinizde sadece o anı kurulamak için verilmiş bir ışıkla bırakıveriyor. Genellikle müzikten ilham alırım, playlistim olmadan çalışamam. Bundan başka, diğerlerinden çok fazla ilham almak ve önem vermek insana zarar verse de içinde o dürtüyü bulduğum başka tasarımcılar da var. Neden böyle; çünkü insanın kendi hedeflerini güçsüzleştiriyor ve işinizin gerçekten değerini yitirmesine sebep oluyor.
Beyaz
Her zaman beyazdan yola çıkılır. Beyaz tasarımda sıfır noktasına eşittir. Fakat genelde bu siyah için de geçerlidir.
Gece
Gece bana sakinlik veriyor ve genelde kendimi gündüzde olduğundan daha büyük bir bağlılıkla çalışırken buluyorum. Sessizlik olduğu doğru, ayrıca hayatı diğerlerine nazaran daha sakin bir şekilde ele alabiliyorsunuz, onların gürültüsü, onların uykusu. Eskiden gecenin bir vakti insanları izlemek için dışarı çıkardım. Şimdi bıraktım.
Gelecek
Gelecek hep belirsiz, içimizden hiçbirinin nasıl anlaşılabileceğine dair bir fikri yok, eğer şimdi yaptığınızı sonra da yapacaksanız, son ana kadar böyle gidecekmiş gibi. Gelecek için belli kehanetlerim yok, bunun tek anlamı bu. Sadece yaşayabilmeyi ümit ediyorum.
"Kadınlar, gizemli yaratıklar. Tek başardığım, ve inandığım, şu ki sadece piksellerden oluşan kadınlarla anlaşabiliyorum çünkü sabit duruyorlar ve hiç konuşmuyorlar. Et ve kemikten oluşanlarla hala problemlerim var."
- Alberto Seveso / Bak 09