Kübalı bir annenin oğlu olarak Kolombiya'da dünyaya geldiniz. Bir yandan Kolombiya'nın yaşam tarzını tecrübe ederken diğer yandan Küba'nın kültürel mirasıyla yoğruldunuz. Bu kültürel zenginlik, sanatınızı ve kişiliğinizi nasıl etkiledi?
Ailem ve latin mirasının, hayatımda her zaman çok büyük etkileri olmuştur. Çalışırken aynı zamanda yaşıyorum da. Karelerimin bazen tamamı, bazen çok küçük bir ayrıntısı, ama her zaman bir bölümü o dönemin izlerini taşır. Kimi zaman annemin evinin renklerinden birini, kimi zaman dedemin Küba'yla ilgili anlattığı hikayeleri, kimi zaman da büyükannemi ve çocukken onunla geçirdiğim zamanları içinde barındırır.
Üniversitede pazarlama ve reklamcılık eğitimi aldınız. Fotoğrafçılığı seçmenizde en büyük katkısı olan şey neydi?
Fotoğrafçı olma fikri, Kolombiya'da reklamcılık okuduğum üniversitenin son yılında aklıma yerleşti. Henüz net bir fikrim olmadığını farkettim. Düşüncelerimi elle tutulur karelere dönüştürmem gerektiğini hissettim. Kareler güzelse düşüncelerim de güzel demektir.
Amerika Rüyası'nı gerçeğe dönüştürmek için çıktığınız yolculukta Atalanta Sanat Enstitüsü tarafından kabul edildiniz, sonrasında da Jim Fiscus'un serbest çalışan asistanı oldunuz. Fiscus'un yeteneğini ve kişiliğini nasıl tanımlarsınız?
Jim Fiscus, fotoğrafçılık kariyerimde en büyük yeri olan insandır. Hem sette, hem de set dışında tam bir centilmendir. Stüdyosunda bulunduğum dönemde bana hem fotoğrafın teknik yönü, hem de işin mesleki boyutu hakkında çok fazla şey öğretti.
Leo Burnett, Lowe, McCann Eriksson ve Young & Rubicam gibi dünyaca ünlü reklam ajanslarıyla çalışıyorsunuz. Bugüne kadar çektiğiniz reklam fotoğraflarınızdan hangilerinin en yaratıcıları olduğunu düşünüyorsunuz?
Henüz reklam fotoğrafçılığı alanında yaratıcılığımı çok fazla ortaya koyabileceğim bir iş yaptığımı düşünmüyorum. Her zaman gazete veya dergilerde yayınlanan çalışmalarımın, bugüne kadarki en yaratıcı fotoğraflarım olduğunu söylerim. Bir mesaj iletmeye çalışırım ve onun bin farklı yolu olduğunu bilirim. Reklamcılıkta her zaman önyargılı davranırız. Oysa o da çok heyecan verici olabilir, çünkü kareye ulaşmanın bin tane farklı yolu vardır.
Sınırsız bütçeniz olsaydı ne tür bir kişisel proje üretirdiniz?
Doğruyu söylemek gerekirse sınırsız bütçeye sahip olmak biraz ürkütücü olurdu. Ayrıca böyle bir şey asla olmaz, bu yüzden pek de fazla düşünmek istemiyorum!
En çok hangi model ve ünlülerle çalışmak isterdiniz?
Modeller veya ünlülerle çalışırken çalışma tarzı çok farklıdır. Çekimin ritmi değişir. Modellerle çalışırken amacım onları etkileyici ve özel göstermektir. Çoğunlukla onlara, belli biri gibi görünmelerini, öyle davranmalarını söylerim. Bazen de bir hikayenin başını anlatır ve pozlarıyla onu yorumlamalarını isterim. Ünlüler ise daha farklıdır. Onlar için daha çok hazırlık gerekir. Ben çoğunlukla bir ünlünün çekimini yapmadan önce onun hakkında araştırma yaparım. Kim olduğunu ve ne yaptığını öğrenirim. O insanlara her şeyden önce insan olarak saygı göstermek gerektiğine inanıyorum. Ünlülerin fotoğraflarını çekerken onları ilgi çekici şekilde karelerime yansıtmaya çalışırım. Ancak bunun yanında asıl kimliklerinin de dışına çıkmamalarını isterim. Ben ve ekibim, mümkün olduğunca hızlı ve verimli sonuç almaya gayret ederiz. Ve o insanların harcadıkları zamana büyük saygı duyarız. Bu yüzden çekimlerimiz hep onlara haber verilen saatten daha erken biter.
Ne tarz araçlar kullanıyorsunuz? Zaman zaman negatif tercih ediyor musunuz, yoksa seçiminizi dijital teknolojiden yana mı yaptınız?
Negatif de çekerim, dijital de. Projenin niteliğine ve bütçesine bağlı.
Günümüzün siyasi gelişmelerini, terörün tüm dünyadaki tırmanışını ve küresel ısınmayı göz önünde bulundurduğunuzda dünyanın geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Siyaset konusunda uzman olmadığım için yorum yapmamayı tercih ediyorum. Doğmadığım ve ait olmadığım bir ülkede yaşıyorum ve siyaset sahnesinde yaşananlar konusunda yorum yapma hakkım olmadığını düşünüyorum. Hatta burada kendimi çok iyi ağırlanmakta olan bir misafir gibi hissediyorum bazen. Bu yüzden görüş bildirmemeyi daha doğru buluyorum.
Bak Dergisi'nin 9. sayısında konumuz "Gece". Bu sözcük size neyi ifade ediyor?
Bana göre gece, insanların hayatlarının yarısıdır. Bazıları onu dinlenmek için kullanır, bazıları kullanmaz. Ortak olan şey ise gecenin, ışıksız bir zaman dilimi olduğudur.
"Bana göre gece, insanların hayatlarının yarısıdır. Bazıları onu dinlenmek için kullanır, bazıları kullanmaz. Ortak olan şey ise gecenin, ışıksız bir zaman dilimi olduğudur."
- Alberto Oviedo / Bak 09