1980 yilinda Fransa'da dünyaya geldiniz. Ülkeniz hakkinda ne
düsünüyorsunuz? Hiç baska bir yerde yasamayi hayal ettiniz mi?
Ulkem Fransa’yi ve ozellikle sehrim Paris’I inanilmaz cok seviyorum. Burasi artistik acidan cok ilham verici. Sokaklarda dolanmaya ve her seferinde baska seyler kesfetmeye bayiliyorum. Yani Paris’I ve Fransa’yi terketmem icin ancak cok iyi bir sebep lazim.
Bize çalisma tarzinizdan ve çizim yaparken izlediginiz yollardan söz eder misiniz? Önce kursun kalem eskizleri yapiyor musunuz? Fotograflardan yararlaniyor musunuz? Ne tarz bir grafik tablet kullaniyorsunuz?
Daha cok icimden geldigi gibi calisiyorum. Kursun kalemle eskiz yapmiyorum. Direk Photoshop ve Painter’la basliyorum. “Renk” benim resimlerimdeki en onemli unsur. Gercekten renklere cok onem veriyorum. Cunku o renkler asil konuyu, duygulari ve hikayeyi ortaya cikariyor. Bazen fotograftandan da yaralaniyorum ama sadece kucuk bazi detaylar icin. Ama daha cok aynadan yararlaniyorum. Bilgisayar ekranimin yaninda hep kucuk bir tane durur. Yani model olarak kendimi kullandigim oluyor. Bir de Wacom Intuos3 A4 kullaniyorum. Hatta ondan kesinlikle vazgecemedigimi soylemem lazim.
Eserlerinizde; rüya tadinda, fantastik konulara ilgi duydugunuz kolayca
farkediliyor. Ayrica bir Yüzüklerin Efendisi hayrani oldugunuzu da
biliyoruz. Kitabi okudugunuzda hayal ettiklerinizi filmde bulabildiniz mi? Yönetmen Peter Jackson ile konusma imkaniniz olsaydi ona ne söylerdiniz?
Gercekten fantastic hikayelere bayiliyorum. “Lord of the Rings Uclemesi” en sevdigim filmler arasinda. Ozellikle dekorlardaki adaptasyon cok etkileyiciydi. Kitabi 11 yasinda okumustum ve Alan Lee’nin ilustrasyonlarina hayran olmustum. Filmi seyrettigimde ayni dekorlari karsimda bulunca cok hosuma gitti. Herhalde Peter Jackson’a diyebilecegim tek sey “Tesekkurler” olurdu.
Zamanda yolculuk yapma sansiniz olsaydi, sanat tarihi ögrenimi görmüs genç bir ressam olarak aksam yemeginde masanizi hangi sanatçilarla paylasmak isterdiniz?
W. Bouguereau veya Waterhouse diyebilirim ama onlarla yemek yemek degil de sadece resim yapislarini seyredip, hicbir sey demeden onlari izleyip bir seyler ogrenmek isterdim! Bu buyuk ustalari gercekten tanimak isterdim. Onlarin renklerle, isikla ve sectikleri konuyla ilgili nasil calistiklarini gormek cok isterdim.
Hayattaki en büyük hedefiniz nedir?
Cok hirsli biri degilim. Daha resimle ilgili ogrenmem gereken bir suru sey var. Sevdigim seylerin resmini yaparak mutlu olmak ve tabi ki bir gun kendi cizim kitabimi cikarmak isterim.
Dogdugunuz 1980 yili ile içinde bulundugumuz 2006 yili arasinda, o dönemde tahmin bile edilemeyecek kadar büyük farklar oldugunu görüyoruz. Bir yandan, özellikle tipta ve teknolojide yasanan gelismeleri düsünüp heyecanlaniyoruz, diger yandan ise insanlar arasindaki iliskilerin giderek yapaylastigini ve üretmekten çok tüketmeyi düsünen toplumlarin dünyanin gelecegini tehdit ettigini gözlemliyoruz. Siz dünyanin gelecegini nasil görüyorsunuz?
Aslinda gelecekle ilgili pek bir sey dusunmemeye calisiyorum. Cok utopik ama sadece insanlarin aci cekmeden baris icinde yasamalarini istiyorum.
Bak Dergisi'nin geçen sayısı için "Oyun" konusunu seçmiştik. Bu sözcük size neleri ifade ediyor? Çocuklugunuzda oynadiginiz oyunlari animsiyor musunuz?
Tabii ki cocuklugum aklima geliyor. Hayatimin en guzel donemlerinden biri! Erkek kardesimle Lego oynardik. Lego’lardan satolar yapar, onlarla ilgili hikayeler uydururduk ve saatlece oylece oynardik. Aslinda bugun de ayni sey soz konusu. Sadece legolarin yerini bilgisayar oyunlari aldi o kadar!
"Aslında gelecekle ilgili pek bir şey düşünmemeye çalışıyorum. Çok ütopik ama sadece insanların acı çekmeden barış içinde yaşamalarını istiyorum."
- Melanie Delon / Bak 06