Bak Dergisi'ni Facebook'tan da Takip Edin!
Facebook'ta Bak'ın hayranı olabilir veya Bak Dergisi grubuna katılabilirsiniz!

interviews

Ara:
Sayı Seç:
Bak | 06 Röportajları
Sizinle de röportaj yapmamızı ister misiniz? Bize ulaşın.

rastgele

rastgele
Alemşah Öztürk
İllüstratör { www.antifit.com }
Alemşah Öztürk

Istanbul

Istanbul, istanbul, istanbul... Yazacak, konuşacak o kadar çok şey var ki senin hakkında... Yaşam kaynağım, tüm esinlerimin gizli perisi, havasında, toprağında, insanında gizem ve ilhamın harmanlandığı şehir. Buradan başka bir yerde yaşayamayacağı o kadar iyi biliyorum ki... Ama anlatmak istiyorum Istanbul’u tüm dünyaya, ve daha çok gezmek istiyorum dar sokaklarını... Karanlıktan çıkacak bir sonraki tasarımı bekleyerek...

Antifit


Oturmuyor işte içime, bir türlü yerleştiremedim o hissi içime, o halde dışarı çıkartmak lazım içerde olanları. Anlatmak lazım, paylaşmak lazım, yanına da gördüklerimi katmak lazım, fikirlerimi, hayallerimi de harmanlayarak. Böyle başladı işte Antifit 2004 te, 3 yaşına girdi girecek... Beyninizi tokatlamaya geldim! Diyordum, şimdi daha sakinim, paylaşalım diyorum. Antifit içinde tasarımın, pazarlamanın, oyunların, deneyimlerin bulunduğu bir kutu, benim bir parçam demeliydim belki de bu uzun cümleler yerine.

Tipografi

“Senin tipografin kötü!” İşte bu duymaktan en çok korktuğum cümle, çünkü seviyorum o harfleri, onların lekesel değerlerini, bazen biraraya geldiklerinde yarattıkları o garip dengeyi... Tipografi vazgeçilmezlerimden, daha çok vakit ayırmak istediklerimden... Eskiden daha zormuş, bir font için aylarca uğraşırmış ustaları, şimdi o kadar kolay ki yapması, o yüzden de iyi fontları bulmak daha da zor. Ama sanırım, birşeyleri yazı karakterinin resim değerleriyle anlatmak da başka bir zevk, zor gerçekten zor, ama kesinlikle öğrenilmesi gereken bir sanat. Bu noktada “About the FACE” hala okumadığınız bir kitapsa, alınız lütfen, okuyunuz ve paylaşınız.

Marka

Marka olabilmek isterdim, sanırım eğlenceli olurdu. Markalaşmış insanlara saygım sonsuz, bugun bir Serdar Erener, bir John Maeda, bir Dave McKean olabilmek güzel olsa gerek. Ve fakat, marka kullanmaya karşıyım. Zira güzel olan şeyler sadece marka olanlar değiller. Artık yeni dünyada, hepimiz birer markayız, sadece daha değerimizi bilmiyoruz. Kişisel gelişimin bu kadar önemli olduğu başka bir dönemle daha karşılaşmamıştı dünya... Vazgeçemiyorum Sony’den, Apple’dan o ayrı.

Adobe

Macromedia’yı almasaydın be Adobe, gitti güzelim marka... Nolacak şimdi? Ama bir yandan da photoshop olmasaydı, bu kadar eğlenceli olmazdı hayatım o kesin. Photoshop’tur ilk göz ağrım, hala kullanıyoruz işte severek, sağolasın Adobe. Bir de şu brush manager’ı adam etsen ne güzel olacak.

Evlilik

Zor zanaat Evlilik derler, hiç inanmadım. Öyle çabuk oldu ki ve o kadar da doğal. Sonuç? Hayatımın en gerçek parçası, ara ara hayal dünyasından beni uyandıran bir başka gerçek güzellik. Lazım mı? Her eve!

2050

2050’de ne olacak? Herşeyden önce hayal ettiğimiz şeyler olmayacak ! Zira evrim ve teknoloji o kadar hızlı gelişmiyor. Öte yandan pazarlama stratejileri yüzünden aslında tüm bu filmlerdeki teknolojilerin bulunduğunu ama yeterince talep yaratılmadığı için henüz satışa çıkmadıklarını da düşünmüyor değilim. 73 yaşında olacağım 2050’de ve şanslıysam hala tasarım yapıyor olacağım!

Müzik

Olmazsa olmaz! Çalışırken illa birşeyler çalmalı, ve bazen aynı parça çalmalı tüm gün boyunca. 100 kere, 150 kere, 400 kere... Takılınca bıkana kadar... Kimleri dinlemekten zevk alıyorum dersem, bu aralar sanırım bir Jamie Cullum, Portishead ve bir takım soundtrack’ler diye cevap verebilirim. Ara ara “Phantom of the Opera” yı koyup, gaza da gelmiyor değilim ya da “Belle”yi ... Ama doğrusu şu ki, müzik, benim için ilhamın, tasarımın, eğlencenin ayrılmaz bir parçası.

Şöhret

İyi işler yapmak istiyorum, şöhret olmaktan ziyade. Beni değil, işlerimi tanısınlar, illüstrasyonlarımı sevsinler, projelerime katılsınlar. Şöhretle çok aram yok, kendisinden korkuyorum sanırım!

Ölüm


Var mı kaçışı ? Yok... Gelecek bir gün, karşılayacağım gülerek, çünkü hayatın bir parçası benim için, hem de ayrılmaz bir parçası. Korkuyor muyum? Evet! Çocukken hayal ederdim, nasıl birşey ölmek diye, hep korku içinde biterdi bu hayal etme süreci. Şimdi daha yakınım ama daha az hayal ediyorum, sanırım iyice alıştım. "Gidenlere değil, kalanlara ağlıyorum" demişler ya, ne kadar doğru...

"İyi işler yapmak istiyorum şöhret olmaktan ziyade. Beni değil, işlerimi tanısınlar, illüstrasyonlarımı sevsinler, projelerime katılsınlar. Şöhretle çok aram yok, kendisinden korkuyorum sanırım!"

- Alemşah Öztürk / Bak 06
  • * maks. 200 karakter
  • Gönder