Gelecek Bak'ın Konusu: Yüz
'Yüz' sözcüğü sana neyi çağrıştırıyor? Düşün, yarat, gönder ve kazan! Ayrıntılar için hemen tıkla!

interviews

Ara:
Sayı Seç:
Bak | 04 Röportajları
Sizinle de röportaj yapmamızı ister misiniz? Bize ulaşın.

rastgele

rastgele
Joseph Kosinski
Sanat Yönetmeni { www.josephkosinski.com }
Joseph Kosinski

Makine mühendisliği ve mimarlık okudunuz, şimdi de yaratıcı işlerinizde her ikisini de kullanıyorsunuz. Ne zaman ve nasıl yönetmen olmaya karar verdiniz?

Büyürken hep yaratıcı ilgi alanlarımı teknik becerilerimle dengelemeye çalıştım, ama hiç hepsini birleştirebileceğim bir işte çalışabileceğimi düşünmedim.

Bir şeyler yaratma süreci her zaman tutkum olmuştur, sonuçtan bile daha önemlidir benim için. Eskilerden hatırladıklarım arasında babamın bana model uçaklar yapmayı göstermesi ve plan, kesinlik ve herşeyden öte sabrın (benim için her zaman en zoru olmuştur) önemini öğretmesi var. Aynı zamanda, annem de beni müzik derslerine, senfoni ve operaya götürürdü. Bundan her zaman memnun olmasam da, sanat hakkında bana erken yaşta bir yaklaşım kazandırdı.

Üniversiteye gitme zamanı geldiğinde, mühendisliği müziğe tercih ettim. Başarılı oldum, ama kariyerimin sadece bundan ibaret olmasından tatmin olamayacağımı anladım. Bir dönem yurt dışına gidip mimarlık okuduktan sonra, mimarlığı denemeye karar verdim. Aradığım mükemmel kombinasyonun sanat ve bilim olabileceğini düşündüm. Mimarlık okulunda iki önemli şey öğrendim; biri kendini eleştirebilme yeteneği diğeri de mimar olmak istemediğimdi.

Mezun olduktan sonra, okuldan iyi bir arkadaşımla New York’ta küçük bir tasarım firması kurdum. İkimiz de kendi ilgi alanlarımızı kullanarak bundan para kazanabilmeyi umduk. Birkaç kısa film çektim ve bunlar sonunda bazı müşterilerin dikkatini çekti. Olaylar birbirini kovaladı ve istediğim prodüksiyon ve post-prodüksiyon şirketlerine daha yakın olabilmek için New York’tan Los Angeles’a taşındım.

Bize çalışma alanınızdan söz eder misiniz?

( Bu sorunun yanıtı dergide... )

Modelleme, oluşturma ve renk ayarları için hangi yazılımları ve ne tür bilgisayarları kullanıyorsunuz?

Dürüst olmak gerekirse, tüm yazılımlar arasında en çok Microsoft Word’ü kullanıyorum. Her proje yazılan ve sonra tekrar yazılan bir ele alış tarzıyla başlar. Bana göre, bu sürecin en önemli bölümü çünkü fikirler burada üretiliyor. Her şey bundan sonra gerçekleşir.

Hazırlık aşamasında tasarım ve öngörüde bulunma zamanı geldiğinde ise 3ds Max kullanıyorum. Bunu kullanmayı yeterince biliyorum ve benim için 3 boyutlu bir skeç defteri gibi. Bugünlerde gittikçe daha çok post-prodüksiyon şirketi Max kullanıyor, böylece dosyalarımı onlara doğrudan verebiliyorum.

Projelerimde ışıklandırmaya gelince çok titiz çalıştığım için sadece gerçekçi efektleri harekete geçiren icra makineleriyle çalışıyorum. Çoğu projem MentalRay’le düzenlenmiştir, ama yakın zamanda bir projede Vray kullandık ki o da işe yaradı. Aynı projede renklendirme için Digital Domain tarafından geliştirilen Nuke adlı dizgiciyi kullandık.Tabii ki hiçbir düzenleyici mükemmel değil, her zaman elle yapılması gereken bölümlemeler kalıyor.

Nike’ın "Art of Speed" kampanyası için ürettiğiniz "Les Jumelles" projenizin çalışma sürecinden bahseder misiniz?

Les Jumelles’in temeli CERN’den harika bir fizikçinin anlattığı bir üniversite dersime dayanıyor. Einstein’in zaman genleşmesi kavramını öğrendiğimi hatırlıyorum, özellikle de ikiz paradoks kavramını:

"Eğer bir kutuya canlı bir organizma yerleştirirsek, rastgele ve herhangi bir uzunlukta bir uçuştan sonra, yardımcı organizmalar eski hallerinde kalarak yeni jenerasyonlara yer açarken, ilk organizma hafifçe değiştirilmiş bir şekilde tekrar eski haline getirilebilir. Hareket eden organizma için, bu uzun yolculuk sadece bir andan ibarettir çünkü hareket neredeyse ışık hızıyla gerçekleşmiştir." - A. Einstein.

Nike’ın belirli bir direktifi olmadığı için, bu konsept Art of Speed’e iyi gidecek bir şey gibi göründü. İkiz paradoks fikrini başlangıç noktası olarak alıp, fütürist bir şatoda beraber yaşayan ikizler hakkında bir hikaye yazdım. İkizlerden biri bir kış sabahı kalkıyor ve Nike koşu ayakkabılarıyla koşuya çıkıyor. Atan bir ışık kümesine dönene kadar koşuyor. Zaman hızla akmaya başlıyor ve kız günleri, haftaları ve ayları hızlıca atlıyor. Kısa bir süre sonra şatoya döndüğünde, mevsimlerin değiştiğini ve ikizinin yaşlandığını görüyoruz (saçları uzamış bir halde).

Filmin her karesinde ikizler ve simetri fikri hakim. Dikkatli izlerseniz; her şeyin ikizini görürsünüz, uzaysal bir simetri ve her karede bir yansıma. Düzenleme de simetrik bir yol izledi; çekimlerin çoğu iki kez görünüyor ve bir önceki görüntüsünün tam tersi olarak. Ayrıca Albert’i de oraya saklamayı başardım; onu görebilmek için yakından izlemeniz gerekiyor.

İnanılmaz çalışma gerektiren bir işti, ama harika bir tecrübeydi. Dean Di Simone (2 boyutlu grafik & başlıklar), Chris Buckley (prodüktör), Oliver Zeller (mimari modelleme), TRS-80 (soundtrack) gibi çok yetenekli insanlarla çalıştım ve Nike bana tamamen özgürlük sağladı. Daha çok reklam işi böyle olsa çok iyi olurdu.

Hangi sanat hareketini kendinize yakın buluyorsunuz? Joseph Kosinski’ye fütürist diyebilir miyiz?

Hiçbir hareketle, manifestoyla ya da etiketle bağlantılı olmamayı tercih ederim. Ben; bana, sosyo-politik bir düzlemden çok içgüdüsel bir düzlemde ilginç gelen fikirlerden, görüntülerden ve seslerden ilham alıyorum.

Mimarinin geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Prefabrik kişiselleştirme - evimi internette tasarlayıp FedEx’le teslim alacağım günü iple çekiyorum.

Kişisel olarak sizi portfolyonuzdaki hangi iş en çok tatmin etti?Hangi işinizi diğerlerinden daha çok seviyorsunuz?

Sanırım en çok, sırf film çekmek uğruna yaptığım "Desert House" ve "iSPEC"le gurur duyuyorum - hiçbir müşteri ve bütçe yoktu bu işlerde.

New York’un ortasına, adı "Joseph Kosinski" olan bir bina yapılacağını hayal edin. Sizi en iyi şekilde anlatması için nasıl bir bina olması gerekirdi?

İnce ve uzun, penceresiz.

Sinemaya ilgi duyuyor musunuz? Görsel anlatım açısından hangi yönetmenleri kendinize yakın buluyorsunuz?

Kesinlikle. Şu anda birkaç film oluşturma aşamasındayım. Görsel açıdansa favorilerim Stanley Kubrick, Michelangelo Antonioni, Andrei Tarkovsky, Peter Greenaway, Alan Pakula, Michael Mann, Ridley Scott ve David Fincher.

Çalışırken müzik dinler misiniz? Çalışmanızın ruhunu ve gidişatını değiştirecek kadar etkili bulduğunuz bir tür var mı?

Sürekli müzik dinlerim; fikirlerin yüzeye çıktığı beynin karanlık ve gizemli köşelerini kamçılıyor. Fazlaca ambiyans, elektronik, klasik ve caz dinliyorum. Favorilerimden bazıları Boards of Canada, Brian Eno, Miles Davis, Tortoise, Air ve Stereolab.

4. sayımızın konusu "2050". Bunu ilk duyduğunuzda aklınıza ne geliyor? Özellikle görsel sanat ve dijital teknoloji açısından gelecekte ne gibi değişiklikler bekliyorsunuz?

Bence teknoloji hayatımızın kalitesini yükseltirken aynı zamanda bizi yok etme tehdidini barındıran bir etken olmaya devam edecek. Kısa süre önce neden diğer gezegenlerde hayat kanıtı bulamadığımıza dair enteresan bir teorisi olan bir makale okudum. Temel olarak diyor ki; herhangi bir medeniyetin radyoyu keşfetmesi ve nükleer enerjiyle (veya küresel ısınmayla) kendini yok etmesi arasındaki zaman penceresi o kadar kısa ki, onlardan bir sinyal aldığımız zaman onlar çoktan kapanmış olacak. Şimdi de kendimizi bu kısa zaman diliminde buluyoruz ve kendimizi bi başka geçici aktivite radarı olamaktan nasıl kurtaracağımızı izlemek ilginç olacak.

Görsel sanat açısından ise, prodüksiyon ve medya dağıtımı teknolojisi geniş kitlelere ulaşmaya devam edecek, yani (umuyorum ki) en iyi fikirlere sahip olanlar ve en yetenekliler yüksek yerlere ulaşacak.

Ve kişisel jetpack'ler...bence harika olur.

"Evimi internette tasarlayıp FedEx'le teslim alacağım günü iple çekiyorum."

- Joseph Kosinski / Bak 04
  • * maks. 200 karakter
  • Gönder