Gelecek Bak'ın Konusu: Yüz
'Yüz' sözcüğü sana neyi çağrıştırıyor? Düşün, yarat, gönder ve kazan! Ayrıntılar için hemen tıkla!

interviews

Ara:
Sayı Seç:
Bak | 03 Röportajları
Sizinle de röportaj yapmamızı ister misiniz? Bize ulaşın.

rastgele

rastgele
Sonja Mueller
Fotoğrafçı { www.sonjamueller.org }
Sonja Mueller

Fotoğraflarınızda dinamizmin çeşitli tatları yer alıyor. Sanki herşey canlı ve her an fotoğraf karesinden fırlayacakmış gibi. Müşterilerinizden Sony, Nike, Levis ve Casio gibi bazıları da sanki siz özel olarak seçmişsiniz gibi aynı özelliklere sahip. Bu enerjinin kaynağı nedir? Bu duyguyu nasıl yaratıyorsunuz?

İltifat, çok iyi bir soru, ve cevaplaması çok zor. Kariyerim tecrübeli ya da acemi müzisyenlerin fotoğraflarını çekerek başladı, ancak çoğu kamera önünde oldukça utangaç. Onları utangaçlıklarından sıyırmak için kullandığım yöntemlerden biri, hareketlenmelerini sağlamaktı. Hareket insanların gerginliklerini atmalarına yardımcı olur, ve eğer şanslıysanız, kontrol dışı bir an yakalayabilirsiniz. Bu deneyimi ışık, teknik ve değişik bir karakter yaratma amacımı gerçekleştirme kombinasyonuyla birleştirdim . Ayrıca kendi karakterimin de buna katkısı var tabi: Kendimi enerjik bir insan olarak kabul ederim.

Mercekten baktığınız ana geri dönmek gerekirse, obtüratörü kapatmadan hemen önce, "doğru" resim olduğunu nasıl anlıyorsunuz?

Bu önce değil, sonra olur. Kısa bir andır, saniyenin binde biri kadar. Düğmeye 60 kez basabilirim ama 61. karede de olsa doğru fotoğrafı anlarım. Saf içgüdü.

En çok hangi fotoğraf çekiminden keyif aldığınızı hatırlıyor musunuz?

Gerçek insanlarla çalışmayı seviyorum. Görünüşleri dışında birşeyleri çağrıştıran insanlarla. Bu ne demekse, ne kadar takıntılı olurlarsa onları o kadar ilginç bulurum. Beni takıntılarının bir parçası yapmalarını çok severim ve bunu yakalamayı başarırım. Beni ne kadar çok içeri alırlarsa fotoğraf o kadar güzel olur ve ben bundan çok daha fazla zevk alırım.

Casio çekimini çok sevmiştim, çünkü çocuklar (çok genç olmalarına rağmen) beni yaptıkları sporun içeriğiyle ilgili çok iyi bilgilendirdiler. Bana fikir oluşumunda ve olasılıklarda yardım ettiler ve sabah 3e kadar bemimle çalıştılar, çünkü onların da amacı aynıydı: mükemmel fotoğraf.

Diğer favorim de Eminem’di. Fotoğrafını çektiğim en tatlı insanlardan biriydi. Karakterinin magazin sayfalarında yazanlarla alakası yok. Onunla ilgili bildiğim herşeyin tam tersiydi. Bu zor bir durum, çünkü hala bir portre çekmem gerekiyordu. Sonuçta neyi resimliyoruz? İnsanların istediklerini mi yoksa kendi gördüklerimizi mi? Onunla yarım saatlik bir randevum vardı, daha sonra 2 saate çıkarıldı..

En sevdiğiniz işiniz hangisi?

Arkadaşlarım Mirek ve Esmeralda’nın portre fotoğrafları. Mirek’i olduğu gibi bir avcı olarak fotoğrafladım. Ve sanırım tüm mantığını yakalayabildim. O ham ve tamamen doğal. Oğlum için en güçlü erkek, çünkü onu havaya kaldırıp fırlatabiliyor ve onların kahkahalarını duyabiliyorsunuz. Bunların tümü fotoğrafta var ve bu bence muhteşem.

Arkadaşım Esmeralda bir şarkıcı. Bir İspanyol ve benim hayran olduğum gizli bir kişiliği var - ben de bunu fotoğraflamaya karar verdim. Bir psikiatrist bana demişti ki herkesin karakterinde en az birkaç taraf vardır, ve bunu örtmeye çalışırlar. Bu gizliliği bulup fotoğraflarda göstermeyi seviyorum, ama masalsı bir kıvamda çünkü bu özellikler 'başka bir dünyada' var olabiliyorlar.

Ticari işlerinizin dışında, kişisel projeleriniz var mı?

Çevremi, sevdiğim arkadaşlarımı ve yakın olduğum insanları portrelemeyi seviyorum (haftada iki kez inceleme fırsatı bulduğum oğlumun yüzme öğretmeni gibi). Oturup onları incelemeyi ve derinlerine inmeyi seviyorum. Ve bulduğum herşeyi fotoğraflıyorum.

Diğer tutkum da manzaralar. Çünkü sessizler. Ama geleneksel anlamda değil, benim kendi tarzımda. Işık önemli bir ayrıntı. Gizem. Bu aslında en zoru, çünkü güzel manzara resimlerinden çabukça sıkılabilirsiniz.

Web sitenizde fotoğraf için, "ilham için bir aracı ve dünyayı anlamak için bir yol" demişsiniz. Bunu biraz açıklayabilir misiniz?

Ben sorgulayarak dolaşıyorum. Gördüğüm herşeyi sorguluyorum ve anlamaya çalışıyorum. Akıl hocam bir gün bana demişti ki: Sen benim baba olmam için en iyi egzersizsin, çünkü tüm bu soruları soruyorsun. Ben sorularımı fotoğraflarımda cevaplamaya çalışıyorum. Kaç insan her kareye ne kadar çok emek harcadığımı ve üzerinde düşündüğümü farkediyor bilmiyorum ama çok düşünüyorum. (Kimse Mirek’in ayağına yerleştirdiğim mantara dikkat etti mi? Sonbaharda ormanda yürümeyi, mantar toplamayı ve lezzetli yemekler pişirmeyi seviyor çünkü o doğayla içiçe yaşıyor.)

Bazen bir cümle duyup onun içine sıkışabiliyorum, üzerine günlerce düşünüyorum ve değiştirmek için kendi aracımı kullanıyorum. Herkesin bütünü anlaması değil benim için önemli olan, bu zaten imkansız belki de. Önemli olan ticari ya da kişisel olsun bir fotoğraf benim dünyaya olan hayranlığımı ve merakımı yansıtsın.

Ünlü insanları fotoğraflamak ilginizi çekiyor mu? Eğer öyle ise, en çok kiminle ve neden çalışmak istersiniz?

Buna hemen cevap verebilirim. Hayalim David Bowie. Çalışmalarını ve hayatını ciddi şekilde inceledim ve geçirdiği değişim beni hayran bıraktı. Bu benim için tam bir meydan okuma olur, gerçek David’i bulmaya çalışmak, yıllardır yarattığı karakterlerdense. İşin aslı kendime bir söz verdim, bu hayali gerçekleştirmeden fotoğrafı asla bırakmayacağım.

Diğer favorimse Helmut Schmidt. Kendisini kişi olarak çok çekici buluyorum. Bazı özellikleri içinde kombine ediyor ve ben bunu çekici buluyorum. Bence o Almanya’dan çıkan en ilginç insanlardan biri.

Berlin, Londra ve Münih’te yaşadınız. Seyahati seviyor musunuz? Gezdiğiniz veya yaşadığınız şehirler arasında sizi en çok hangisi etkiledi?

Asistanlık yaparken yılın altı ayını seyahatte geçiriyordum ve bunu çok seviyordum, bu şu anda olduğum kişiyi oluşturan etkenlerden biridir. Etrafa farklı bakmaya başlıyorsunuz. Vizyonunuzu genişletiyorsunuz ve bence gerçekte kimolduklarını anlamaları açısından dünyada daha fazla yer görmek birçok insan için iyi olacaktır.

Ama Tabago’ya yaptığım bir gezi vardı, adadan daha fazla sıkılamazdım. Hiç ilgimi çekmedi. O zaman anladım ki daha yakınları araştırmanın vakti gelmiş. Seyahati hala seviyorum ancak yakın çevremde de aynı tadı yakalayabiliyorum hem de daha fazla ayrıntıyla. Ama bence yakının tadına varabilmek için uzağı tecrübe etmek gerek.

En çok etkilendiğim şehir ise Londra. 20'li yaşlarımı orada geçirdim ve tarzımı orada oluşturdum. Orada yetişkin oldum. O zamana kadar tüm seyahat tecrübelerim orada karara bağlandı: bir yerde kalıp orayı keşfetmek. Londra’da doğan kişi bir yapboz gibi ve yapboz hala büyümeye devam ediyor.

Müziği seviyor musunuz ve çalışırken ruh halinizi etkiliyor mu?

Ruh halimi bulabilmek için müzik dinliyorum. Müzisyenlerle çalışarak, röportajlarını okuyarak onlarla ilgili tanrısal bir tutum geliştirdim. Yaptıkları işlere inanılmaz saygı duyuyorum. Nereye giderse gitsin beni içine çekiyor.

Ayrıca bir müzisyenle tanışmanın onun müziğini dinleme şeklinizi değiştirmesi de enteresan. Örneğin, Cinematic Orchestra’yla yaptığım rüya gibi bir çekimden sonra müziğinde karakterinin nüanslarını yansıtan daha çok anlam, daha çok derinlik keşfettim. Müziği de bildiğim en ilham verici şeylerden. Her dinlediğimde nasıl bir dahi olduğunu düşünmekten kendimi alamıyorum.

Peki ya sinema? Filmlerle ilgilenir misiniz?

Evet en sevdiğim yönetmenleri sıralayayım: Kieslowsky, Claude Chabrol, Julio Medem... Heyecan, büyük ve belli olanda değil saklı olandadır. Günlük hayatta görmediğiniz şeylerde. İnsanın kendisi o kadar derin ve ilginç birşey ki dikkatimizi çekmesi için bir arabanın patlamasına hiç gerek yok.

Ünlü fotoğrafçı Dorothea Lange diyor ki: "Kamerayı yarın kör olacakmışsınız gibi kullanın." Bu fikre katılıyor musunuz? Fotoğrafla ilgilenen gençlere ilk olarak ne tavsiye edersiniz?

Ben de Gustav Vigelan’ın 1932 yılında söylediği birşeyden alıntı yapayım: "Amacım daha iyi olmak, kendi içimde ve yaptığım işte.

Ve bunun yolunu kendi dışımda göremiyorum. Bu insanların arasında değil benim içimde. Sonuç olarak da çalışırken kendime sessiz meditasyonu değil hareketliliği uygun görüyorum. Çalıştıkça daha net görüyorum ve hayal gücüm de bir o kadar genişliyor. Ellerimse yavaş kalıyor, yetişemiyorlar."

Üçüncü sayımızın teması "eski". Bu kelime size ne ifade ediyor? Çocukluğunuzdan en çok hangi fotoğrafı hatırlıyor ve seviyorsunuz?

Yaşımla ilgili hiçbir zaman bir sorunum olmadı çünkü hayatımda her anı dolu dolu yaşadığıma inanıyorum. Şanslıyım ki hiç geriye dönüp pişmanlık yaşamadım. Kötü tecrübeler bile büyümeme yardımcı oldu. Bazen insanlar ya da arkadaşlarım yaşları yüzünden dertlenince üzülüyorum çünkü bu bence kişinin kendisinin gerisinde kalmasına işarettir, anı yaşamıyor demektir.

Arabalara her zaman büyük ilgi duydum ve klasik araba fotoğraflarının olduğu birçok kitabım var. Favorilerim klasik Jaguar XJ6 modelleri.

"Heyecan, büyük ve belli olanda değil saklı olandadır. Günlük hayatta görmediğiniz şeylerde..."

- Sonja Mueller / Bak 03
  • * maks. 200 karakter
  • Gönder