Siz bir hava kuvvetleri pilotunun oğlusunuz. Bu durum çocukluğunuzu nasıl etkiledi?
Birçok değişik okula gittim. Belirli bir süre 1. sınıftaydım! 2. Dünya Savaşı yeni başlamıştı. Savaş sona erene kadar bir süre yerleşik yaşadık, sonra yeniden taşınmaya başladık. Bu süre içinde babamın 2 arkadaşıyla tanıştım, bu iki kişi "Bataan Ölüm Yürüyüşü"nden sağ salim kurtulmşlardı. Bir sebepten benimle ilgilndiler ve beni balık tutmaya çağırmaya başladılar. Bir tanesi bana 97 model eski bir Winchester tüfeği verdi. Annem beni Utah’taki Hava Kuvvetleri sahasının uzak bir köşesinde avlanmam için bırakır, akşam da gelip alırdı. Yıl 1948’di. O zamandan bu yana çok şey değişti! Sanata gelince, tüm çocuklar gibiydim... Çizerdik... Ben ise hiç durmadım. Küçükken savaş hakkında resimli hikayeler çizerdim ve, radyonun önünde yatıp duyduklarımı resimlemeye çalışırdım.
Hayvanlarla ilgili illüstrasyonlarınız da diğerleri gibi güzel. Balıklara ve balık avlamaya meraklı olduğunuzu biliyoruz. Bize biraz bundan bahseder misiniz?
Avlanmaya ve balık tutmaya 13 yaşımdayken başladım. Bunu gerçekten seviyorum ve artık konu hakkında oldukça bilgiliyim. Yani sanatımda bunu kullanmam doğal birşey. İllüstrasyonlarımın çoğu beklemenin ve Batı Teksas’ta güneşin batışını izlememin sonuçlarıdır.
Heyecan verici başka bir iş yerine neden yaşam tarzınız olarak sanatı seçtiniz?
Bir kariyer bulmam gerektiğini anladığımda, açık havadaki ilgi alanlarıma uysun diye av korucusu ya da orman memuru olabileceğimi düşünmüştüm. Sonra babam av korucularının diğer herkes avlanırken ve balık tutarken çalıştıklarını söyledi bana. Dedi ki, "Belki sanatçı olup, balık tutmayı ve avlanmayı hobi olarak devam ettirebilirsin". Ben de bu tavsiyeye uydum. İllüstratör olmamın bir diğer sebebi de, gerçekten başka birşey yaparak para kazanamayacak ve hayatımı devam ettiremeyecek olmam...Yani bunun işe yaraması bayağı iyi ve kullanışlı oldu!
İmrenilesi üretkenliğinizi gerçekten takdir ediyoruz. Makalelerinden birinde, Jack Summerford şöyle diyor "Hiç şüphem yok ki, iyi arkadaşım ve büyük illüstratör, Jack Unruh, 100 yaşında çizim tahtasının başında, elinde kalemle son illüstrasyonunu yaparken ölü bulunacak." Sanatına bu kadar bağlı bir ustaya bunu sormak belki garip olacak ama, hangisini tercih ediyorsunuz; illüstrasyon mu güzel sanatlar mı? Sizce bu ikisinin arasında büyük bir fark var mı?
Bir illüstratör olmanın zorlayıcılığını seviyorum. Değişik olan süreçtir. İllüstrasyon, müşterinin istediği bazı parametreleri içerir. Projede kendi kimliğinizi yansıtmak için bir yol bulmanız gerekir... İllüstrasyonda işin zor yanı, yapmanız ve yapmamanız gerkenlere de özen göstererek, işin size benzemesini sağlamaktır. İyi illüstrasyon sanatı ve iyi galeri sanatı da kısaca budur... "iyi sanat". Güzel sanatlarla ilgili sanatçılar kendi parametrelerini koyarlar. Kendi istediklerini, kendi istedikleri zaman çizerler. Yani her seferinde harika bir iş çıkarmamak için hiçbir bahaneleri yoktur.
Amerikalı bir illüstratör olarak, kendi ülkenizdeki ve Avrupa’daki illüstrasyonun durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Amerika’daki genel durum çok kötü. Sanırım bunun sebebi, bizim illüstrasyonu sadece bir araç olarak görmemiz. Genel anlamda, elektronik görüntü üretenler iyi durumda. Bilgisayar oyunları ve animasyon filmler için yapılan illüstrasyonlar da güçlü olasılıklar sunuyor. Yazılı basın ise gelişen bir alan değil. Herhangi bir dergiye bakın mesela "Time", 2006 yındaki bir sayısıyla 1980 yılındaki bir sayısını tartın; eski olanın çok daha ağır olduğunu hissedersiniz. Ayrıca şirketleşmiş Amerika yıllık raporları eskisi gibi hazırlamıyor, bu da sanatçı ve fotoğrafçıların iş fırsatlarını azaltıyor. Avrupa hakkında ise bilgim yok.
İşlerinizi "gerçek olanlar" ve "gerçek olmayanlar" olarak ayırıyorsunuz. Bunların arasındaki farkı açıklayabilir misiniz? Bu ayrımın sebebi nedir?
Gerçek işlerim gördüklerimin yansımalarıdır. Gerçek olmayanlarsa düşündüklerimin yansımalarıdır.
İkinci sayımızın teması "beyaz", ve sizin işlerinizde de beyazın önemli olduğu dikkat çekici bir gerçek. Ustaca boş bırakılmış, beyaz alanlar izleyici için ciddi bir rahatlama alanı oluşturuyor. Jack Unruh stilinin belki de en önemli özelliği bu. Bu sözcük –beyaz- sizin için ne ifade ediyor?
Beyaz, üzerine birşey çizmediğim çok önemli bir alandır. Çizdiklerimi de daha önemli hale getiriyor.
Gerçekçi illüstrasyonlarınız için fotoğraf kullandığınızı biliyoruz. Teknolojiyi ne sıklıkta kullanıyorsunuz? Dijital kamera mı kullanıyorsunuz yoksa "analog her zaman en iyidir" görüşünü mü savunuyorsunuz?
Gerçek olan ve olmayan tüm illüstrasyonlarımda görüntü yaratmama yardımı olabilecek herşeyi kullanırım. Teknik olaylara pek hakim değilim, bu herhangi bir kamera veya bilgisayar için de geçerli. Geleneksel kamera kullanırım, referans resimleri için ise dijital. Bilgisayardan fotoğrafları çıkarabilmem için adım adım talimatların yazılı olduğu notlarım var! Büyük ihtimalle yeni teknolojiyi öğrenemeyecek kadar tembelim. Lisede yazı dersini iki kez kırdım, bu yüzden emaillerim çok çok kısadır.
Çalışma alışkanlıklarınızdan biraz bahseder misiniz? Jack Unruh, çalışmadan önce, çalışma esnasında ve çalışma sonrası neler yapar? Masasında neler vardır?
7:30 gibi kalkarım, duş, giyinme, kahvaltı hazırlama ve gazete okuma. Sonra köpekleri beslerim, 3 tane Alman av köpeği. Evin arkasındaki stüdyomda 8:30 civarında çalışmaya başlarım. Pazartesi, Çarşamba ve Cumaları öğlen bir saatliğine spora giderim. 6:00da çalışmayı bırakırım, köpekleri beslerim, ve klübelerini temizlerim. Sonra Judy ve kendim için yemek hazırlarım.Yemekten sonra biraz televizyon izlerim, iş için taslaklar ve konseptler üzerinde çalışırım, 10:00 haberlerinden sonra da yatarım.
Haftasonları arkadaşlarımın ve ailemin yemeğe gelmesini çok severim. Yemek yapmayı ve arkadaşlarıma koleksiyonumdan iyi şaraplar tattırmayı severim. 4 çocuğum var. En büyükleri olan Susan Suudi Arabistan’da Dışİşleri’nde. Kim özel bir öğretmendir ve Dallas’ta kocası Russ ve iki torunum Max, 12 ve Will,8 ile yaşar. Cristy de takı tasarımcısıdır ve Dallas Hayvanat Bahçesi için çalışır. En küçükleri Christopher, kendisi fotoğrafçı eşi Barbara da stilisttir, Barbara ve 1 yaşındaki oğulları Jack ile yaşar. Eşim, Judy Whalen, 2 fotoğrafçıyı temsil ediyor ve genelde çok meşgul. Gece geç saatlere kadar bilgisayarda çalışır.
Judy ve ben hayatımızın büyük bölümünde seyahat ettik ve birçok yer gördük. Geçen sonbaharda, ben Kuzey Dakota’da sülün avlamaya başladım (Field and Stream dergisi için), sonra Kansas ve Teksas’ta devam ettim ki buralarda sezon Şubatın sonuna kadar sürer. Nisan’da Colorado’da, Mayıs’ta Montana’da ve Temmuz’da yine Colorado’da balık tutacağım. Sonra ne olacağını da zaman gösterecek.
Bu ay New York'a gideceğiz ve New York İllüstratörler Derneği'nden başyazı konusunda gümüş madalya, reklam dalında da altın madalya alacağız.
Hangi illüstratörleri beğeniyorsunuz? Hayatınızda size ilham veren sanatçılar var mı?
Şu an çalışan ve en beğendiğim illüstratörler Robert Andrew Parker, John Collier ve Jason Holly. Beni etkileyen sanatçılar ise Gustav Klimt, Aubrey Beardsley, Albrecht Duerer ve Bruegal. Klimt ve Beardsley tasarım açısından beni etkilemiştir. Duerer çizim ve ayrıntılarıyla. Bruegal ise hikaye anlatımıyla.
Türkiye hakkında ne biliyorsunuz?Hiç Türkiye’de bulundunuz mu?
Türkiye’ye hiç gelmedim. Ülkeniz hakkında çok az şey biliyorum. Cahilliğim için özür diliyorum.