Bak Dergisi'ni Facebook'tan da Takip Edin!
Facebook'ta Bak'ın hayranı olabilir veya Bak Dergisi grubuna katılabilirsiniz!

interviews

Ara:
Sayı Seç:
Bak | 02 Röportajları
Sizinle de röportaj yapmamızı ister misiniz? Bize ulaşın.

rastgele

rastgele
Akif Hakan Çelebi
Fotoğrafçı { www.hakanphotography.com }
Akif Hakan Çelebi

Öncelikle Bak Dergisi'nin teklifini kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz.

- Benim de sizler gibi bir online dergi çıkarma girişimim olduğu için bu tip çalışmalara verilen emeği ve ayrılan zamanı iyi biliyorum. Derginizin ilk sayısını incelediğimde ise hakikaten çok özenli ve görsel olarak büyük haz veren bir oluşumla karşılaştığım için bu sayınızda olmaktan gurur duydum.

Fotoğrafa nasıl ilgi duydunuz? İlk makinenizi hatırlıyor musunuz?

- Görsel sanatlar benim aslında küçüklükten beri çok ilgi duyduğum bir alandı. Beğendiğim filmleri birkaç kez seyredip her sahnesini dikkatlice incelerdim. Ayrıca insanları seyretmek en çok zevk aldığım şeylerden biridir. Bir yere gittiğimde eğer zamanım varsa oturur çevredeki insanları incelerim. Belki de bu yüzden manzara veya sabit yaşam fotoğrafları çekmeyi sevmiyorum. Televizyon kanallarında kameramanlık da yaptığım için kompozisyon anlayışım zamanla yerine oturdu, bu anlayışı kendi fikirlerim ve eklentilerimle birleştirdiğim zaman değişik kadrajlar ve kurgular yaratmaya başladım. Ortaya çıkardığım görseller gözüme hoş geldiği için de yavaş yavaş amatör olarak daha çok fotoğraf çekmeye yöneldim. Zaman geçtikçe, fotoğrafın, içimde gizli kalmış bir tutku olduğunu keşfettim ve televizyon ile film işini tamamen bırakıp fotoğraf üzerine yoğunlaşmaya başladım. Artık her gün büyük bir zevkle fotoğraf düşünüyorum, çekiyorum ve üzerlerinde çalışıyorum, bu durumdan da bir nebze sıkkınlık duymuyorum. Yani asıl yapmam gereken şeyi bulduğuma kanaat getirmiş durumdayım. Fotoğrafta hevesinizi hiçbir zaman yitirmemeniz gerekiyor. Tabii bu heves zorlama değil, kendiliğinden içinizde yer alan bir duygu olmalı. Başarılı fotoğraflar çıkarmak için devamlı bir şeyler çekip başkalarının işlerini incelemek, fotoğrafı büyük bir tutkuyla benimsemek ve takip etmek gerekiyor. Bilinçli bir şekilde fotoğraf çektiğim ilk makinem Canon
EOS Rebel film kamerasıydı.

Bazı sanat eleştirmenleri, hatta bazı önemli fotoğrafçılar, fotoğrafın sanat olmadığı görüşünü savunuyorlar. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

- Ben daha değişik yaklaşacağım. Fotoğrafın içindeki bazı dallar sanat, bazıları değildir diyeceğim. Ama bunu söylerken de ben sanat yapıyorum diye bir kaygı taşımıyorum. Söylediğimi biraz açmak gerekirse, bana göre manzara, anı veya hayvanlar alemi fotoğrafları sanat değildir. Çünkü siz, olan bir anı veya doğal bir oluşumu fotoğraflarsınız ama kendinizden bir şey eklemezsiniz fotoğrafa. Bir manzara fotoğrafının sanat olmaması, başarısız olmak demek de değildir. Çok güzel manzara fotoğrafları vardır. Kurgu fotoğrafları ise bence bir sanattır çünkü o zaman fotoğrafçının fikirleri de işin içine girer ve yeni bir oluşum yaratılır, aynı bir ressamın yaptığı gibi, bence pek bir farkı yoktur. Ama bir fotoğrafın sanat çalışması olması, o fotoğrafın başarılı olduğu anlamına gelmez, çünkü bu, çok göreceli bir kavramdır.

Dijital fotoğraf teknolojisini ne sıklıkta kullanıyorsunuz?

- Sıklıkla dijital çalışıyorum ama son zamanlarda eski makinelere ve lenslere olan merakım yeniden canlandı ve kendime çok eski, fakat çalışan bir Yashica Electro 35GT rangefinder aldım. Bunun yanısıra bir orta format makine de almak istiyorum. 6x6 fotoğraflar çok hoşuma gidiyor. Ama işim için film hiç kullanmıyorum artık, çünkü zaten talep de olmuyor ve RAW çektiğiniz takdirde görüntü kalitesinde de bir fark görülmüyor.

Ünlü Kanadalı fotoğrafçı Ted Grant, "İnsanları renkli çekerseniz kıyafetlerini görüntülemiş olursunuz. Siyah beyaz çekerseniz ise ruhlarını" diyor. Sizin çalışmalarınızda ise renklerin arasından öne çıkan duygu yoğunlukları var. Siyah beyaz fotoğrafın duyguları daha iyi yansıttığı görüşüne katılıyor musunuz?

- Hayır katılmıyorum tabii ki ama siyah-beyaz fotoğrafa karşı bir cephe almam da söz konusu değil. Ben mesela belgesel fotoğraflara siyah beyazın, kurgu fotoğraflara da renklerin daha çok yakıştığı düşüncesindeyim.

Bir diğer usta fotoğrafçı Ansel Adams ise, "Her fotoğrafın içinde iki insan vardır. Biri fotoğrafı çeken, ikincisi ise ona bakan" diyor. Siz bu iki kişi arasında nasıl bir ilişki olması gerektiğine inanıyorsunuz? Fotoğrafınızı izleyen kişinin sizin hissettiklerinizi olabildiğince hissetmesine çalışıyor musunuz, yoksa bu iki kişinin duyguları tamamen birbirinden farklı olabilir mi?

- Benim için de fotoğrafın içinde iki insan var. biri fotoğrafı çeken ama diğeri ise Adams’tan farklı olarak kameranın karşısındaki model ve bu iki insan arasındaki kimyanın uyuşması gerekliliğinin çok önemli olduğuna inanıyorum. Bilhassa uzun çekimlerde bu uyumluluk çok güzel kareler ortaya çıkarıyor. Adams’ın bahsettiği fotoğraf izleyicisi ise benim çekim sırasında hiç aklımda olmayan bir detay. Fotoğraflarımı izleyicinin talebi ve zevkine göre değil, tamamen kendi arzu ve duygularıma göre çekerim. Çıkan sonuçları ise zaten beğenenler olur, bu izleyiciler de benim gibi hissedenlerdir ve onlara karşı ayrıca şöyle hissetsin diye bir çabam olmaz. Ben fotoğrafları izleyiciye sunduktan sonra artık iplerin onların elinde olmasını isterim ve fotoğraflarımı herkesin değişik yorumlaması, kendilerine göre hikayeler üretmeleri beni mutlu eder.

Çalışmalarını ve sergilerini sıklıkla takip ettiğiniz fotoğrafçılar var mı?

- O kadar çok takip ettiğim fotoğrafçı var ki saymakla bitmez, ama hepsi de beğendiğim fotoğrafçı olmak zorunda değiller çünkü ben başarılı fotoğraflara bakarak ne yapmam gerektiğini, başarısızlara bakarak da ne yapmamam gerektiğini görüyor ve bunun için her türlü fotoğraf sitesini takip ediyorum.

Böyle birçok fotoğraf izleyerek de hangi fikirlerin ve tekniklerin sıradan olduğuna karar vermek daha kolay oluyor, ayrıca fotoğrafa bakı? açınız değişiyor ve rafine hale geliyor. Çeşitli ilginç fikirler keşfedip onları kendi duygu ve tarzımla yoğurarak yeni görsellikler çıkarmak ise benim esas amacım.


Modellerinizi nasıl seçiyorsunuz? Bir modelin Akif Hakan Çelebi ile çalışması için hangi özelliklere sahip olması gerekiyor?

- Daha ilk bakışta o modelden etkilenmem gerekir. Genelde bu etkilenme çok iyi sonuçlar verir zaten. Birçok kişi tarafından çok güzel diye tanımlanan modeller benim ilgimi nedense pek çekmez, ben modellerde hiç kimsenin göremediği veya dikkat etmediği özellikleri keşfetmeyi daha çok seviyorum. İlk başlarda daha çok Asyalı modellerle çalışıyordum ama yavaş yavaş modellerime değişik yüzler katmaya başladım. Fakat her modelimde bir egzotiklik ve orijinallik ararım. Model seçmeye gelince, çok olmadık yerlerde bile olabiliyor. Mesela Kiki Bian’ı büyük bir mağazada gördüm. Kendimi tanıtıp kartımı verdim, daha önce hiç modellik yapmamış ve Çin’den Amerika’ya geleli 3 ay olmuştu. Sonra beni aradı ve ilk çekimimizi yaptık. O fotoğraflar, Miami Beach’teki Deco model ajansının ilgisini çekti ve kendisi şu an onlara bağlı modellik yapıyor.

Önünüzde hiçbir sınırın ve engelin olmadığını düşünün. Hayatta en çok hangi ortamda, hangi modelle çalışmak isterdiniz?

- Scarlett Johansson, Ziyi Zhang, Maggie Cheung, Devon Aoki ve Bjork fotoğraflamak için aklıma ilk gelen isimler. Yine Asyalı çok oldu galiba :)

Fotoğraflarınızda yer yer ürkütücü boyutlara varan yalnızlık duygusu hissediliyor. Bu güçlü hissi hayatınızda ne sıklıkta yaşıyorsunuz? Yalnızlıktan keyif alır mısınız, yoksa daima çevrenizde dostlarınızın olmasını mı istersiniz?

- Hiç yalnız bir insan değilimdir. Çevremde çok arkadaşım var ve yeni arkadaşlıklar kurmayı da çok seviyorum. Mesela Türkiye’ye geldiğimden beri bir ay içinde çok mükemmel yeni dostlar edindim. Arkadaşlık bağlarım kuvvetlidir, çünkü çok değer veririm dostlarıma ve çok içten, samimi biriyimdir. İnsanlar, hissetmedikleri şeylere veya yaşamadıkları yerlere ilgi duyarlarmış hep, belki de fotoğraflarımda o nedenle bu tip duygular var. Yalnız olsaydım daha mutlu fotoğraflar çekerdim diye düşünüyorum.

Müzik ile aranız nasıl? Dinlediğiniz tarz, fotoğraf karelerinize yansıyor mu? Çekim sırasında müziğe ihtiyaç duyuyor musunuz?

- Müzik de benim için büyük bir tutku. Şimdiye kadar değişik periyodlarda rap, hip hop ve country muzik haric her türlü müziğe aşırı ilgi duymuşumdur. Son zamanlarda electro-pop, electro-clash, progressive house ve etnik müzikler dinliyorum. Fotoğrafları işlerken mutlaka geri planda müzik çalar. Fotoğraflarımdaki duygu, bazen şarkıları dinlerken ortaya çıkar, şarkılar bana ekstra bir ilham verebilir. Çok önemli bir detaydır benim için müzik.


Sinemaya zaman ayırıyor musunuz? Görsel anlatım gücü bakımından hangi ülke sinemasını ve hangi yönetmenleri kendinize yakın buluyorsunuz?

- ‘Sinema en büyük ilham kaynağım’ diyebilirim. Ülke sineması olarak bir ayrım yapmamak gerekir ama en çok ilham aldığım filmler Çin’den çıkıyor. Bu paralelde Wong Kar Wai ve onun birçok filminde görüntü yönetmenliği yapmış Christopher Doyle idollerim. Quentin Tarantino, Philip Kaufmann, Jean Pierre Jeunet, Tim Burton ve Stanley Kubrick ise diğer zevkle takip ettiğim yönetmenler.

Bak Dergisi'nin ikinci sayısında konumuz "Beyaz". Bu sözcük size neyi çağrıştırıyor?

- Şu anda beyaz deyince aklıma ilk olarak kar geliyor çünkü çok sıcak bir iklimde yaşadığım için ve Türkiye’ye çoğunlukla yaz aylarında döndüğüm için 10 senedir kar görmedim herhalde ve bu soruları yanıtlarken İstanbul bembeyaz. Şaka bir yana, beyaz benim için tabi ki Emel Ernalbant’ın modelliğindeki fotoğrafımda da olduğu gibi sadeliği, saflığı, narinliği, duygusallığı, fakat bütün bunların yanında aynı zamanda da güçlü olmayı çağrıştırıyor.

"Kurgu fotoğrafı sanattır. Çünkü o zaman fotoğrafçının fikirleri de işin içine girer ve yeni bir oluşum yaratılır. Aynı bir ressamın yaptığı gibi..."

- Akif Hakan Çelebi / Bak 02
  • * maks. 200 karakter
  • Gönder