Bak Dergisi'ni Facebook'tan da Takip Edin!
Facebook'ta Bak'ın hayranı olabilir veya Bak Dergisi grubuna katılabilirsiniz!

interviews

Ara:
Sayı Seç:
Bak | 15 Röportajları
Sizinle de röportaj yapmamızı ister misiniz? Bize ulaşın.

rastgele

rastgele
Michael Kutsche
Dijital Ressam { www.mistermk.de }
Michael Kutsche

- 11 yıldır görsel efekt sektöründesiniz ve şimdiden kıskanılacak bir kariyere ve göz alıcı bir portfolyoya sahipsiniz. Görsel sanatlara eğilmeniz için sizi ilk harekete geçiren şey neydi? Çocukluğunuza dönüp baktığınızda, yeteneklerinizi keşfetme süreciyle ilgili neler hatırlıyorsunuz?

Tahminimce, henüz yürümeye başlamadan önce bile çiziyordum, sanırım çok küçükken sahip olamadığım şeylere bağlanmak gibi bir şeydi.

5 yaşındaki halimi hatırlıyorum da, süpermarkette gazete standının yüksek raflarına uzanıp, Richard Corben, Enki Bilal, Paolo Eleuteri Serpieri ve benzeri ünlü sanatçıların Heavy Metal kapaklarına ve nefes kesici eserlerine bakardım. O zamanlar o dergilere yetişemeyecek kadar gençtim, bu yüzden eve döndüğümde gördüklerimi hatırlayıp onları çizerdim. Sanırım o yetişkinler için olan çizgiromanların anlık görüntülerinin de üzerimde bir çeşit etkisi vardı. Onlar ve tabi ki Star Wars. Evde o tarz oyuncaklardan sadece birkaç tane vardı, o yüzden robotları ve uzay gemilerini çizebilmek ve oldukları gibi muhafaza edebilmek için, oyuncakçıda onları çok dikkatli incelemem gerekiyordu. IG-88 ve 4-LOM’un sıradışı tasarımlarına aşık oldum. Bir de o zamanlar, yakından karışık görünen, uzaklaşıldığında ise şaşırtıcı bir şekilde doğal, gerçekçi ve üç boyutlu olan dışavurumcu tablolar büyülemişti beni...
 
- Herhangi bir sanat ya da grafik eğitimi almadan kısa bir sürede, güçlü bir kariyer oluşturdunuz. “Sanat öğretilemez” ifadesinin harika bir kanıtısınız. Bir sanat okulunda eğitmen olsaydınız, öğrencilerinize söyleyeceğiniz ilk şey ne olurdu?
 
Öğrenmenin en iyi yolu, kişinin karakterine göre değişir ama mümkün olduğunca bir öğretmenin yönlendirmesi olmadan kendinizi eğitmeyi denemenizi ısrarla öneririm. Bütün ilhamınızı başka birinin beğeni filtresinden geçirmeden, farklı sanatçılardan ve doğadan kendi kendinize toplamak bana daha dürüst ve doğal geliyor. Ben inanıyorum ki, bu yolu seçmeseydim sanatım daha genel olurdu. Sert çizgileri korumak önemli sanırım.
 
- Tim Burton'ın heyecan verici yeni projesi 'Alice Harikalar Diyarında' için çalıştınız. Yaptıklarınız her zamanki gibi harika görünüyor. Tim Burton büyüsü nasıl daha iyi görselleştirilebilirdi bilmiyorum... Film hakkında neler hissediyorsunuz? Bize bu deneyimden bahseder misiniz?
 
Çok teşekkürler! Açıkçası o filmde çalışmak olağanüstü bir tecrübeydi. Tim, en sevdiğim yönetmenlerden biridir. ‘Nightmare Before Christmas’ tasarımları benim için her zaman büyük bir ilham kaynağı olmuştur.

Bu kadar büyük bir şeyin bir parçası olmak hayal edebileceğimin çok fazlasıydı. Bu deneyim, Berlin’deki stüdyomda oturup Sega kapakları ve benzeri şeyler yapmakla kıyaslayınca daha önceki çalışma şeklimin oldukça zıttıydı. Alice tasarımları üzerine bir kaç ay evden çalıştıktan sonra, kendimi Londra’daki Tim Burton ofisinde buldum, Ken Ralston’la tanıştım ve ardından  önce Plymouth’daki sonra da Los Angeles’taki sete oldukça yakın bir şekilde çalıştım. Harika vakit geçirdim ve filmin çıkışını dört gözle bekliyorum.
 
- Şimdi de; “Toy Story”, “Finding Nemo” ve “Wall E” gibi animasyon klasiklerinden tanı- dığımız dahi yönetmen ve yazar Andrew Stanton’ın “John Carter of Mars” adlı büyük projesinde görev alıyorsunuz. Bizimle filmden birkaç ipucunu paylaşır mısınız? Tam olarak hangi alanda çalışıyorsunuz?

Aslında Alice’ten sonra bu kadar çabuk sıradaki projeye geçmeyi beklemiyordum ama oldukça destekçi olan Ken Ralston beni Andrew’la tanıştırdı ve John Carter için çalışmak, karakter tasarımları yapmak üzere 5 ay için Bau Area’ya taşındım. Filmle ilgili herhangi bir şeyi açıklamak durumda değilim, ancak Ryan Church’ün yanında oturmak kesinlikle ilham vericilikten de öteydi, kendisi bugün, film endüstrisinin en büyük sanatçılarındandır. Gözden geçirmelerimizde, direkt olarak Andrew Stanton ve Nathan Crowley’den gelen yorumlar sayesinde çok şey öğrendim, oldukça öngörülü ve havalı adamlar bu arada.
 
- Corel Dream 3D’den bugünün nefes kesici görsel teknolojilerine kadar, 11 yıllık başarılı kariyerinizde bir çok uygulama ve yenilik gördünüz. Bir sanatçı, özellikle de bir dijital sanatçı, şüphesiz trendleri ve gelişmeleri her zaman takip etmeli. Dijital teknolojinin bu alandaki olağanüstü etkisini göz önüne aldığınızda güzel sanatların geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz? Elyapımı eserlerin daha değerli mi olacağını düşünüyorsunuz, yoksa yok mu olacaklar?
 
Bence günümüzde insanlar bu gelişmiş teknolojilere biraz fazla güveniyorlar, sanatın temel anlayışını geliştirmek ve genel anlamda yaratım sürecine gittikçe daha az zaman harcıyorlar.
 
Kimisi Zbrush gibi 3 boyutlu bir alanda konsept yaratmanın ve taslak oluşturmanın, çizim ihtiyacının ve yeteneğinin yerini alacağını düşünebilir, ama almayacak. Sadece sürecin basitliği, yalınlığı bunu hala yenilmez kılıyor, sadece beyniniz, eliniz, kalem ve kağıt, düğmeler yok, arayüz yok, karmaşa yok, sizi fikir üretme sürecinden alıkoyacak hiçbir şey yok.
 
Bir karakterin karmaşık ve oldukça gerçekçi bir 3D modelini yaratmaya, eğer bu gelişmiş dijital teknolojilerin sunduğu sınırsız imkanlar alanındaki yolculuğun bir çeşit haritasını çıkarmaya yarayan iyi bir taslak ile işe başlarsanız, çok daha kolay ve stressiz olacaktır. Film sektöründe söylenen, insanların artık bu konuda neredeyse histerik olduğu ve yeni 3D aletiyle görseli yaratmanın kökeninin unutulacağı... Bence her zaman bir işbirliği ya da daha iyisi olacak: geleneksel ve dijital sanatın diyaloğu gibi... Fotoğrafın icadı resmin ölümü olmadı, değil mi?
 
- Eserlerinizi sanatseverlerle paylaşabilece- ğiniz  bir yer inşa edebilmek için sınırsız bir bütçeniz olduğunu hayal edin. Bir müze, dev bir duvar, gezici bir galeri, ya da başka bir şey... Yaratımlarınızı sunmak için nasıl bir platform tercih ederdiniz?

Kesinlikle, ziyaretçinin hem fiziksel, hem de sanal olarak deneyimleyebileceği bir yer olmalı, internet aracılığıyla girilebilen hem sanal, hem de gerçek bir yer.

- Sanatçıların, daima halkın bir adım önünde olması gerektiği ve görevlerinin insanlara yol göstermek olduğu söylenir. Alman ressam Georg Baselitz ise aksini düşünüyor ve şöyle diyor; “Sanatçı kimseye karşı sorumlu değildir. Sosyal rolü, asosyalliktir, tek sorumluluğu yaptığı işe karşı tutumundadır.” Siz bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz? Sanatçı olmayı nasıl tanımlıyorsunuz?
 
Eğer Baselitz genç sanatçılara ilham veren ve dolayısıyla onların kariyerlerine yardım eden bir sanat yarattıysa, niyeti bu olmasa dahi, rolü çoktan sosyal olmuştur. Herhangi bir resmi okul eğitimi almadığım için, en iyi dersleri sadece bana ilham veren sanatçıların işlerini çalışarak aldım, belki de bu yüzden ders vermeyi ve eğitsel şeyler hazırlamayı pek sevmiyorum. Yaptığım işlerle ve onların kalitesiyle ilham vermeyi tercih ediyorum, birine nasıl çizmesi gerektiğini söyleyerek değil.
 
- Çizgiroman ve hayal dünyasının bu denli içinde biri olarak, hiç yeni, özgün bir grafik hikaye yaratmayı düşündünüz mü? Gelecek için kişisel bir film projeniz var mı?
 
Çizgiroman ve fantezi sanatları türünü genel olarak pek tercih etmediğimi söylemek isterim, tıpkı, klasik müziğe elektronik müziği tercih ederim demeyeceğim gibi. Her tür kaynaktan beni etkileyen şeyler var, ayrıca kendimi asla yarattığımla kısıtlamak istemiyorum, bu yüzden güzel sanatlar alanındaki işlerimi devam ettirme planlarım var, yağlı boya tablolar ve deneysel animasyonlar yapmak gibi, aynı zamanda kısa film ve hatta film projesi gibi bir çok düşünce de var. Burada, Los Angeles’ta film endüstrisindeki başarım elbette kendi projelerimi finanse etmek için güzel bir fırsat, bu yüzden de biraz ara verip bunları düşünmeyi dört gözle bekliyorum.
 
- Bak Dergisi’nin 15. sayısının konusu “Aşk”. Bu sözcük size neleri ifade ediyor?


Her şeyin ötesinde, eşimi düşünmeliyim, onun aşkı olmasaydı, hayatımda büyük bir ilham eksikliği olurdu. Okuyucular için ipucum; her zaman yapmayı sevdiğiniz şey için çaba gösterin ve karşınıza çıkabilecek zorlukları bir çok dersten sadece bir tanesi olarak düşünün.

5 yaşındaki halimi hatırlıyorum da, süpermarkette gazete standının yüksek raflarına uzanıp, Richard Corben, Enki Bilal, Paolo Eleuteri Serpieri ve benzeri ünlü sanatçıların heavy metal kapaklarına ve nefes kesici eserlerine bakardım.

- Michael Kutsche / Bak 15
  • * maks. 200 karakter
  • Gönder