Üniversitede hem moda tasarımı, hem de grafik tasarımı alanlarında eğitim gördünüz. Bu iki türü karşılaştırdığınızda neler görüyorsunuz? İş hayatınızdaki en büyük amacınız nedir?
Moda tasarımı okurken basılı ürün grafiği tasarımı ve illüstrasyon da yapıyordum. Sonra asıl yapmak istediğim şeyin bunlar olduğunu farkettim. Kıyafet tasarlarken aşina olunması gereken üç boyutlu tasarım mantığını hiçbir zaman çok fazla benimsememiştim. Bu nedenle grafik tasarım okudum ve pişman olmadım.
Gelecekte, kaliteli grafik tasarım öğeleri ve illüstrasyonlar ile dünyanın biraz daha güzelleşmesine katkıda bulunmak istiyorum.
Yeni yıldan neler bekliyorsunuz? Hayata geçirmeyi düşündüğünüz ve bizimle ipuçlarını paylaşabileceğiniz yeni projeleriniz var mı?
Tişört markama daha çok zaman ayırmayı ve yeni baskılar üretmeyi düşünüyorum. Ayrıca bazı karma sergiler de yapacağım. Bir başka büyük tutkum ise serigrafi.
Finlandiya dünya haritası üzerinde olmasa hangi ülkenin hangi şehrinde yaşamak isterdiniz?
Büyük ihtimalle Danimarka'nın Kopenhag şehrini isterdim. Orada keyifli bir yıl geçirdim. Yaratıcı ve enerjik insanlarla dolu bir yer.
Bize tişört şirketiniz Girls of Boredom'dan söz eder misiniz?
"Girls of Boredom" markasını 2005 yılında yarattım. Asıl amacım, istediğim şeyi yapmaktı. Bence tasarımcılar için tümüyle kendilerine ait bir şey üretmek çok önemli. Bu benim duygu ve düşüncelerimi aktarma şeklim. Ayrıca başlı başına tişört fikrini seviyorum. Ne kadar basit ama kullanıcısıyla ilgili ne kadar çok şey anlatıyor.
Finlandiyalı büyük besteci Jean Sibelius şöyle diyor; "Eleştirmenlerin söylediklerine kulak asmayın. Eleştiri yaptığı için kimsenin heykeli dikilmemiştir." Bu görüşü nasıl değerlendiriyorsunuz? İnsanların işleriniz hakkında yaptıkları yorumları önemsiyor musunuz? Şöhret hakkındaki fikirleriniz nelerdir?
Bazen insanların yaptığım şeylerle, özellikle de tişört ve bazı kişisel çalışmalarım ile ilgili yorum ve açıklamaları tuhaf olabiliyor. Ancak konu grafik tasarımı olduğunda, tasarımcı ve müşterinin işin arkasında durabilmelerinin önemli olduğu düşüncesindeyim.
Benim için şöhretin en kusursuzu, ilginç projeler için teklif almak ve ilginç insanlarla tanışmaktır.
Çalışmalarınızda çoğunlukla karışık teknik kullanıyorsunuz. En çok ne tarz malzemeleri tercih edersiniz? Bize çalışma sürecinizi anlatır mısınız?
Bir resimden veya bir duygudan ilham alarak çalışmaya başlarım. İşlerimin çoğunu kolaj tekniğiyle yapıyorum. Yani farklıyı ve yeniyi yaratmak için değişik parçaları bir araya getiriyorum. Her tür malzemeyi kullanıyorum. Buna kendi yaptıklarım da dahil.
Size ilham kaynağı olan grafik tasarımcılar ve ressamlar var mı?
Amerikalı sanatçı Andrew Schoultz'u (www.andrewschoultz.com) gerçekten çok beğeniyorum. Ayrıca küçük tasarım firmalarının ve illüstratörlerin yaptıkları işlerden de etkileniyorum. Çünkü onlar daha yaratıcı düşünebiliyor ve istenenden fazlasını verebiliyorlar. İllüstratör Jesse Auersalo gibi mesela. Stüdyomu 7 tasarımcıyla paylaşıyorum ve diğer yetenekli insanların nasıl düşünüp çalıştığını görmek bana çok şey katıyor.
Geri dönme şansınız olsaydı, sanat tarihinin hangi döneminde yaşamak isterdiniz?
Dadaizm'le başlar, Sürrealizm'le devam eder ve son olarak Pop Art'la bitiririm. Bunları, işlerim üzerinde en çok etkisi olan akımlar olarak görüyorum.
Sinemayla ilgileniyor musunuz? Hangi türleri ve hangi film yönetmenlerini kendinize yakın buluyorsunuz? En son ne zaman sinemaya gittiniz ve hangi filmi izlediniz?
Eski bilim kurgu filmlerini ve Tim Burton yapımlarını seviyorum. Sinemada izlediğim son film, Vincent Paronnaud ve Marjane Satrapi'nin "Persepolis" adlı animasyonuydu.
Bak Dergisi'nde 11. sayının konusu "Tezat". Yeşil çimenler üzerinde yürüyen bir pengueni veya bembeyaz karda uzanmış bir kaplanı düşünün... Ya da kendini dünya barışına adamış bir George W. Bush... Bu sözcüğü duyduğunuzda aklınıza ilk olarak ne geliyor?
Bence tezat, hayatta doğru olan her şeyin ana besin kaynağıdır. Konu ister aşk, ister yaşam, isterse tasarım olsun, olayları farklı algılama biçimlerimizin olması zihinlerimizi temizliyor.
"Bence tasarımcılar için, tümüyle kendilerine ait bir şey üretmek gerçekten çok önemli."
- Inka Jarvinen / Bak 11