Bak Dergisi'ni Facebook'tan da Takip Edin!
Facebook'ta Bak'ın hayranı olabilir veya Bak Dergisi grubuna katılabilirsiniz!

interviews

Ara:
Sayı Seç:
Bak | 11 Röportajları
Sizinle de röportaj yapmamızı ister misiniz? Bize ulaşın.

rastgele

rastgele
Alberto Cerriteno
İllüstratör { www.albertocerriteno.com }
Alberto Cerriteno

2005 yılının baharında Mexico City'den Portland'a taşındınız. Yaşadığınız memleket özlemini nasıl tanımlarsınız?

Bu, kolayca tarif edilemeyecek karmaşık bir duygu. Zaman içinde kendini dönüştürüp farklı hallere bürünen bir his gibi. Heyecan ve nostaljinin tuhaf bir karışımı... Memleketinizden ayrıldığınızda hayatı farklı bakış açılarından görmeyi, aynı zamanda da ev özlemiyle baş ederek eğlenmeyi öğreniyorsunuz.

Curiosity Group'taki işinizi nasıl ve ne zaman buldunuz?

Mexico City'den taşınmayı düşündüğüm dönemde, oğlum yeni doğmuştu ve onu yetiştirecek farklı bir yaşam alanı aramaya başlamıştık. Mexico City harika bir yer fakat aile hayatına çok da uygun değil. Bu nedenle çeşitli firmalara ve ajanslara ilgi alanlarımı anlatan ve portfolyomdan çalışmalar içeren dokümanlar gönderdim. Şansıma, birkaç ilginç teklif aldım. Teklifi verenlerden biri Curiosity Group idi.

O sırada firmada Necia Dallas adında bir sanat yönetmeni vardı. Bana ilk ulaşan o olmuştu. Gayet akıcı şekilde İspanyolca konuştu. Harika bir tasarımcı ve kendini adamış bir anne olarak bana yardımcı oldu ve Portland'a taşınmam konusunda beni ikna etti. Haklıydı. Portland, çocuklar ve aileler için harika bir yerdi. Ayrıca Curiosity de harika insanların çalıştığı keyifli bir yerdi.

Kendi çizgifilminizi yaratabileceğiniz bir ortam olduğunu düşünün. Bütçe konusunda sınırınız yok ve dağıtımı dünyanın her yerine yapabileceksiniz. Ne tarz bir öykü yaratırdınız? Ana karakteriniz neye benzerdi?

Bu gerçekten harika olurdu. Ama dürüst olmak gerekirse, bunu hayal ettiğim zamanlarda, konular veya karakterler üzerinde ciddi olarak düşünmem. Bilmiyorum, belki de sadece içinde canavarlar ve fantastik yaratıklar olan şeyleri seviyorumdur. Craig McCracken'ın "Foster's Home for Imaginary Friends"ine bayılırım çünkü hikaye, herhangi bir çılgın karakter yaratmanıza olanak verecek yapıdadır ve ben bu tarz karakterler yaratmaktan gerçekten çok zevk alırım. Birkaç yıl önce, SuperMacho olarak da tanınan Jorge Gutierrez ile tanışma fırsatı bulmuştum. Bana Meksika arkaplanlı bir çizgifilm üretme hayalinden bahsetmişti. Şimdi Nickelodeon'da "El Tigre" adlı bir yapım gerçekleştiriyor. Yani başardı! Hem de müthiş bir şekilde! Bu olay, beni her şeyin mümkün olduğuna inandırıyor.

Yaratım sürecinizde hem fırçanızı, hem de bilgisayarınızın faresini kullanıyorsunuz. Bize çalışma alanınızdan söz eder misiniz?

İster inanın, ister inanmayın, benim 'gerçek' bir stüdyo alanım yok. Sadece evimde; bir bilgisayar masası, bir çizim ve boyama masası, kağıtlarla dolu bir çekmece, eskizler, kurşun kalemler, boyalar, fırçalar ve ufaklığın üzerinde resim yapmaya bayıldığı minik bir masayı içeren küçük bir odam var. Oregon'da yaşıyor olmak, dışarıda çalışma anlamında da büyük bir şans. Hava güzel olduğunda hep birlikte öğle veya akşam yemeğimizi alıp parka veya oyun alanlarına gideriz. Hem ailemle birlikte olurum, hem de bazen eskizler çizer, bazen de taşınabilir bilgisayarımla işlerimi yaparım.

Sizi tanımayan birinden, sadece çalışmalarınıza bakarak kişiliğinizi tahmin etmesini istesek, uygun göreceği sıfatlar "nazik", "çekingen", "ağırbaşlı", "hümanist" ve "hoş" olurdu sanki. Belki seçtiğiniz mat tonlardan, belki sevimli figürlerinizden, belki de şirin logotipinizden... Bu görüşe katılıyor musunuz? Kendinizi nasıl tanımlarsınız?

Vauv! Bu, benim kişiliğime çok yakın bir tanım! Sadece "hoş" sıfatından emin değilim... Bunu anneme sormalısınız, hehe. İllüstrasyonlarıma birer parçamı katarak kendimi böylesine iyi ifade edebildiğim için çok memnun oldum. İşlerimi ve onları insanlarla paylaşmayı çok seviyorum. Evet, yaptığım işi çok seviyorum, ondan büyük keyif alıyorum ve bu keyfin bir parçasını işlerimi izleyen insanlarla paylaşmak çok güzel.

Bazen birer süper kahraman olmak isteriz. Sıkışık trafikte Superman olmak belki... Veya duvarların arkasını görebilmek için sevimli hayalet Casper'a dönüşmek... Siz hangisini tercih ederdiniz?

Güçlüklerle başa çıkmak için başka biri olma fikrini düşündüğümde ben kesinlikle 4 yaşında bir çocuk olmayı tercih ederdim. Ne trafik sıkışıklığını sorun eder, ne de parayı... Herkes vergileri, arzuları veya maddi sıkıntıları dert ederken bulutlara bakıp komik şekiller bularak eğlenebilir. Bu yüzden ben, böyle durumlarda onun yerinde olmak isterdim.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk; "Sanatçı, bir toplumda, alnında ışığı ilk hisseden insandır" diyor. Siz, sanatçıların, insanlara yol göstermek veya daha iyi bir yaşam için onlara rehberlik etmek gibi görevlerinin olduğunu düşünüyor musunuz?

Doğrusu ben, herkesin birilerini farklı yollarla etkileyebileceğini düşünüyorum. Bu, söz konusu kişinin sizi ne şekilde takip ettiğiyle ve sizin neyi amaçladığınızla ilgilidir. Bence sanatçıların da çok farklı çeşitleri var. Bazıları, belli amaçlar doğrultusunda işlerini kullanarak izleyicilerle iletişim kurmaya çalışırlar, bazıları ise sadece kişisel konuları ifade ederek bunu yapmaktan anlamsız bir haz duyarlar.

Güzel çalışmanız "Their World, Our Children" ("Onların Dünyası, Bizim Çocuklarımız"), UNICEF'in 60. kuruluş yıldönümü dolayısıyla sunulan "60 Unite for Children" ("60, Çocuklar İçin Birleşin") kitabında yer aldı. Siz, dünyamızın geleceğini nasıl görüyorsunuz? Çocuklarımızı nasıl bir hayat bekliyor?

Zor bir soru. Ben, insanlığın iyi tarafına inanmayı seviyorum ve çocuklar için daha iyi bir dünya adına elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Çevrede yine çok fazla ağacın ve temiz suyun olduğu, çocukların özgürce koşup oynayabildiği yarınlara inanmak istiyorum. Benim çabalarım, çocuğumu, hem kendisi, hem de çevresindekiler için sevgi ve saygıyla büyütme yönünde. Bu yüzden de umuyorum ki, bu sorumluluğu taşıyan herkes üzerine düşeni yaparsa, çocuklarının farklı bir neslin parçası olması sağlanabilir.

Yarın sabah George W. Bush olarak uyanacağınızı hayal edin. Ancak malesef sadece 24 saatiniz var. İşleri yoluna koymak için önce neler yapardınız? Dünyayı bir günde nasıl kurtarırdınız?

- Vauv, sert bir soru! Ben pek siyasetle ilgilenmem. Ama deneyeyim. Amerika başkanının dünyayı kurtarabileceğini düşünmüyorum. Daha çok insanın katılımı gerek, siz ve ben dahil. Yine de George Bush olarak uyansaydım, önce tabii dehşete düşerdim ve en iyi senaryoya göre sanırım istifa ederdim.

 

Hayattaki en büyük amacınız nedir?

Mutlu olmak, yapmayı sevdiğim şeyi özgürce yapmaya devam etmek ve zevk alabileceğim, dertsiz, tasasız bir yaşam için yeterli parayı kazanmak, hayatımın ve aile yaşantımın tadını daha çok çıkarmak. Çünkü ne zaman ayrılacağınızı bilemiyorsunuz. Er ya da geç ayrılıyorsunuz ve hem ne yazık ki, hem de neyse ki hiçbir şey sonsuza kadar sürmüyor.

"Yarın sabah George Bush olarak uyanacak olsaydım, önce tabii dehşete düşerdim ve en iyi senaryoya göre de sanırım istifa ederdim."

- Alberto Cerriteno / Bak 11
  • * maks. 200 karakter
  • Gönder