Bak Dergisi'ni Facebook'tan da Takip Edin!
Facebook'ta Bak'ın hayranı olabilir veya Bak Dergisi grubuna katılabilirsiniz!

interviews

Ara:
Sayı Seç:
Bak | 10 Röportajları
Sizinle de röportaj yapmamızı ister misiniz? Bize ulaşın.

rastgele

rastgele
Nicoletta Ceccoli
İllüstratör { www.nicolettaceccoli.com }
Nicoletta Ceccoli

Dünyanın en küçük ülkelerinden birinde, yaklaşık 30.000 nüfuslu Huzurlu San Marino Cumhuriyeti’nde yaşıyor ve çalışıyorsunuz. Ülkeyi, aralarında 11. yüzyılda yapılmış görkemli Guaita Kulesi’nin de bulunduğu Üç Kuleler tepeden izliyor. Bu, adı gibi huzurlu ve ilham verici yerde yaşıyor olmaktan dolayı mutlu musunuz? Yakın gelecekte taşınmayı planlıyor musunuz?

Üç Kuleler’in manzarasını çok seviyorum. Çalışmalarımı çoğunlukla o tür bir perspektifle yapıyorum. Ergenlik yıllarımda farklı yerler görmeye ve farklı insanlar tanımaya da ihtiyaç duydum elbet. O yüzden öğrenimimi de gördüğüm Urbino’da birkaç yıl geçirdim. Bugün, denize daha yakın bir yerde yaşamayı istiyorum. Sabahın erken saatlerinde denize bayılırım. Gerçi zamanımın büyük çoğunluğunu evimde çizerek geçirmeye alıştığım için nereye gidersem gideyim aynı hayatı yaşayacağım. Erkek arkadaşım illüstratör olduğu için çok şanslıyım. Bütün gün birlikte çalışabiliyor, birbirimize destek olabiliyor, görüşlerimizi ve yorumlarımızı da paylaşabiliyoruz.

Yetenekli çocuk çizeri Eva Montanari şöyle diyor; “Yazdığım ve fikirlerimi eskizlerime aktardığım sırada çocukları veya okuyucuları düşünmüyorum. Sanırım düşünseydim yaratıcı şeyler üretmem mümkün olmazdı.” Bu görüşe katılıyor musunuz? Sizin, fırçanızı kullanarak çocuklarla iletişim kurarkenki yöntemleriniz nelerdir?

Eva’ya katılıyorum. Yaratma sürecinde ben temel olarak kendi ilhamımı takip etmeye çalışıyorum. Gerisiyle çok da fazla ilgilenmeden. Okulda kısa zamanda illüstrasyonla ilgilenmeye başlamıştım. Çocukluğumda gördüğüm güzel illüstrasyonlu kitapları aradan bunca yıl geçmiş olmasına rağmen hala hatırlıyorum. Resimli kitaplara bakmaktan ve onları satın almaktan hiç vazgeçmedim.
Her zaman resim yaparken bir öyküden başlamaya ihtiyaç duydum. Çizim yapmaya başlama yolum doğal olarak bir çocuğun dünyasındakine çok yakın. Yuvarlak şekiller, düşsel konular... Dolayısıyla bu yolda ilerlemeye karar verdim. Bugün bir kitabı; kendi tadımda, kendi duygularıma göre yapıyorum. Ve okurların beni takip etmesini umuyorum. Kitap, okuyucunun aklını ve duyularını harekete geçirmelidir. Onu şaşırtmalı, ufkunu genişletmelidir. Bir çocuk kitabı ise sadece çocuklara hitap eder. Belki de onların sanatla ilk tanışacakları noktadır. Kendi bakış açımla yorumlayıp resimlediğim öyküleri, hiç görmediğim küçük ellerle paylaşıyor olmak benim için büyük bir ayrıcalık.

Bize çalışma alanınızdan söz eder misiniz?

Çalıştığım oda hiçbir zaman tüm kağıtlarımı, renklerimi, topladığım kırık bebeklerimi ve oyuncaklarımı alacak kadar büyük olmadı. Büyük bir karmaşa içinde çalışmaya alışığım. Bazen kendi illüstrasyonlarımı bulmakta bile zorlanıyorum. Tabii bilgisayarla, pistoleyle veya kil ile yeni denemeler yapacak yeri de kolay kolay bulamıyorum.

Urbino Sanat Enstitüsü’nde animasyon ve sinema eğitimi aldınız ve sonrasında hayatınızı çizerek kazanmaya karar verdiniz. Resim yapmaya nasıl başladınız? Gelecekte animasyon filmi yapmak gibi bir düşünceniz var mı?

Kitap resimleme alanında çalışmam konusunda beni yüreklendiren, 1995 yılında Bolonya’da gerçekleşen Çocuk Kitapları Fuarı oldu. Fuarda en iyi kitap illüstrasyonları seçiliyordu. O günden sonra yavaş yavaş bu ortamda çalışmaya başladım ve hiç durmadım. Animasyon filmi yapmayı düşünmüyorum. Her zaman hareketlilerden çok, tekil, durağan şeyler üretmeyi sevmişimdir. Ama sevdiğim ve etkilendiğim çok sayıda animatör vardır. Favorim ise Quay Kardeşler.

Birkaç yıl önce çocuklar için yapılan televizyon programları ve çizgifilmler çok daha masumca hazırlanırdı. Televizyon başında geçirdikleri güzel zamanlara daha yumuşak çizimler ve klasik müzik eşlik ederdi. Sonra her şey hızla değişti ve çocuklar kendilerini savaşçılar, canavarlar ya da askerler gibi hissederek oyun oynamaktan daha çok zevk almaya başladılar. Siz bu süreci ve çocukların masum dünyalarının geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben, çocukların dünyasından şiddet kavramının tümüyle çıkarılması taraftarı değilim. Klasik peri masalları bile hep acımasızlık ve zulümle doludur. Fakat onlarda, çocukları geliştirmek ve onlara gerçekleri öğrenme yetisi kazandırmak amaçlanmıştır. Tabii aynı zamanda oyunlardaki ve çizgifilmlerdeki şiddet unsuru, çocukların şiddet bağımlısı olmasına yol açabilir. Bu da olumsuz yanı şüphesiz. Ancak genel olarak ben çocukların içini bayan şeylerin tekrar edilmesine de karşıyım.

Eski konuklarımızdan illüstratör ve ressam Alex Dukal Barcelona’ya taşınmak istediğini, yetenekli grafik tsarımcı Andrio Abero ise bir galeri ve tasarım dükkanı açmayı hayal ettiğini söylemişti. Sizin hayattaki en büyük amacınız nedir?

Ben, sürekli yeni ilham kaynakları ve üzerinde çalışabileceğim ilginç projeler bulmayı hedefliyorum. İşimin en güzel yanı sürekli değişiyor olması. Her yeni proje size yeni ve beklenmedik şeyleri keşfetme fırsatı verir. Her projede farklı bir yaklaşım ararım. Çizimle ve mesleğimle aramda olan bağı korumak, iş dışında ise erkek arkadaşım Stefano ile daha çok seyahat edebilmek istiyorum.

Bir zaman makineniz olduğunu hayal edin. Yemek masanızda sanat tarihinden hangi sanatçıları konuk etmek isterdiniz?

Çok fazla sanatçı var. Ama sanırım önceliği Jeronimus Bosch’a verirdim.

"Kendi bakış açımla yorumlayıp resimlediğim öyküleri, hiç görmediğim küçük ellerle paylaşıyor olmak benim için büyük bir ayrıcalık"

- Nicoletta Ceccoli / Bak 10
  • * maks. 200 karakter
  • Gönder