İngiltere’de, güzel Plymouth’ta yaşıyorsunuz. 22 yaşında genç ve yetenekli bir tasarımcı olarak bu yerin çalışmak için uygun olduğunu düşünüyor musunuz, yoksa taşınmak gibi bir planınız var mı?
Doğrusu Plymouth’u tanımlamak için söylenebilecek tek sözcük “güzel”. Evet, bu şehir tasarım alanında çok da büyük sayılmaz. Okulumu bitirdikten sonra küçük bir takımda veya stüdyoda iş bulamazsam ve tüm zamanımı serbest çalışarak geçirmek durumunda kalırsam burada devam etmeyi düşünebilirim. Bir yandan da sahil bölgesinde yaşamayı çok seviyorum. Sanırım bunu da dikkate alacağım.
Sizce yetenek isteyen sanatsal işler için eğitim gerçekten gerekli mi, yoksa kişinin kendini eğitmesi daha mı yararlı?
Şu eski soru… Benim herhangi bir resmi eğitim sürecim olmadı. Bu benim kendi tercihimdi çünkü biri size öğretiyorsa sanat üretme noktasında kilitlenip kalabilirsiniz. Denemeden ve kendi tarzınızı bulmaya çalışmadan size söylediklerini yaparak… Ancak alanınız 3 boyutlu yaratım ise, yazılımların karmaşıklığı dolayısıyla eğitim kesinlikle yararlı olacaktır.
Grafik tasarım, hareketli grafik tasarım ve hatta heykel ile iç içe olan genç bir tasarımcı olarak kariyerinizin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Serbest çalışmaya devam etmeyi mi tercih edeceksiniz, yoksa bir reklam ajansının parçası olmayı istiyor musunuz?
Bu soruyu bana birçok kez sordular. Okulumu bitirdikten sonra önümde üç seçenek olduğunu düşünüyorum. Doğrudan serbest olarak çalışmaya başlayabilirim, bir ajansta veya stüdyoda iş bulabilirim ya da bir veya iki arkadaşımla kendi stüdyomu oluşturabilirim. Doğrusu kendi işimi kurmadan önce çok daha fazla tecrübe kazanmam gerektiği kanısındayım. Ve tabii tam zamanlı serbest çalışma için daha çok müşteriye ihtiyacım olacak. Şimdilik tasarımcılardan ve illüstratörlerden oluşan küçük ekipli, yeterince büyük bir stüdyoda, güzel bir su sebili ve taze suyla birlikte çalışmayı istiyorum.
İnternetteki varlığınız için “Destill” ismini seçmenizin nedeni neydi?
“Destill” sözcüğünün aslında herhangi bir anlamı yok. Ben onu soyut bir isim olarak tanımlıyorum. Bazı insanların yaptığı gibi iki sözcüğü bir araya getirip oluşturmadım. Hiçbir şeyi temsil etmiyor. “Destill”de karar kılmadan önce birkaç seçeneğim daha vardı. Sonra yaptığım bir işe bu ismi verdim. Yeni adımı belirlerken de o işe rastlayıp beğenerek onu seçtim.
Bize çalışma ortamınızdan söz eder misiniz?
Çalışma ortamım oldukça küçük ve düzenli. Daha kolay ve verimli olduğunu düşündüğüm için iki monitör kullanıyorum. Masamın üzerinde eskiz defterim, çeşitli kalemlerim ve güzel hoparlörlerim duruyor. Hemen yanımda da yazıcım, tarayıcım ve bir bardak soğuk suyum. Hepsi bu.
Hip hop ve funk türlerinden hoşlandığınızı biliyoruz. Müzik, yaratım aşamanızda sizi etkiliyor mu?
Müziğin çalışmalarımı etkilediğinden pek de emin değilim. Masamda çalışırken daima müzik dinliyorum çünkü sessizlikten hoşlanmıyorum. Belki ince etkileri oluyor olabilir. Bazen de belli bir şarkıcının parçalarını dinlediğimde ilham alabiliyorum.
Sinemayla ilgileniyor musunuz? Hollywood filmlerini mi, yoksa Avrupa sinemasını mı tercih edersiniz?
Evet, filmleri ve sinemayı çok severim. İlgi alanlarım arasında video sanatı ve enstelasyon da vardır. Geçen yıl üniversite için bir video işi de yaptım.
Sanırım Hollywood’un sunduğu hareketi ve yüksek bütçeli filmleri seviyorum. Transformers gibi mesela. Ancak bir yandan da basitliğinden ve Amerikanlaştırılmış görüntü hissinden hoşlanmıyorum. Avrupa filmlerinin daha iyi ve daha şık olduğu nokta da burası.
Bugünlerde grafik tasarım dünyasındaki eğilimlerin bazı tarzlara büyük ölçüde yönelmiş olduğunu görüyoruz. El yapımı vektör karakterler, fırça izleri, soyut yerleştirmeler, fotoğraf ve çizimi bir araya getiren çalışmalar ve zaman zaman tipografik öğeler… Sizce bu tarz kalıcı olabilecek mi yoksa bir moda gibi kısa sürede yok olma ihtimali var mı?
Evet, net bir tarz olduğuna katılıyorum ve bugünlerde onu yıkmanın da pek mümkün olmadığını düşünüyorum. Bence tüm bu eğilimler uzun süre bizimle olacak çünkü gerçekten güzel görünüyorlar ve işe yarıyorlar. Müşteriler, bu tür işlerin çok özgün ve farklı olmayanlarını dahi beğeniyorlar. Genç tasarımcılar bu çalışmaları görüp etkileniyorlar ve ortaya çıkardıkları eserler, daha önce başkalarının yaptıklarıyla inanılmaz derecede benzerlik taşıyabiliyor. Bu durum, onları bu tarza kilitleyebilir ve zinciri kırmalarına engel olabilir. Belli eğilimlerin sanata ve tasarıma yaptıkları tek kötülük budur.
Prestijli dijital sanat dergisi Computer Arts’ta tanıtılma şansı buldunuz. Ayrıca yüzlerce web sitesinde Destill’in bağlantılarına rastlamak mümkün. Hayattaki en büyük amacınız nedir? Neyi yaşadıktan sonra “Tamam, artık ölebilirim” diyeceksiniz?
Evet, insanların beni ve işlerimi tanıyor olmaları, bana büyük mutluluk ve gurur veriyor. Kendimi aşırı derecede şanslı hissediyorum. En büyük amacım, bir iki arkadaşımla kendi tasarım ve illüstrasyon stüdyomu kurmak. Bu benim için harika bir hayat olurdu. Güzel bir kız arkadaş ve şık bir arabayla birlikte tabii ;)
Bak Dergisi’nde 10. sayının konusu “Neden?” Bu sözcüğü duyduğunuzda aklınıza ne geliyor? Özgür olun ve hayalgücünüzü kullanın!
Neden bu soruyu yanıtlamak zorundayım? Heh, aklıma birçok şey geliyor, mesela aklıma gelen her soru “Neden” sözcüğüyle başlıyor. Neden hayvanları yiyoruz? Onlar da bizim gibi yaşayan canlılar. Öyleyse neden onlar yerine insanları yemiyoruz?
"Aklıma gelen her soru 'Neden' sözcüğüyle başlıyor. Neden hayvanları yiyoruz? Onlar da bizim gibi yaşayan canlılar. Öyleyse neden onlar yerine insanları yemiyoruz?"
- Mike Harrison / Bak 10