Bak Dergisi'ni Facebook'tan da Takip Edin!
Facebook'ta Bak'ın hayranı olabilir veya Bak Dergisi grubuna katılabilirsiniz!

interviews

Ara:
Sayı Seç:
Bak | 10 Röportajları
Sizinle de röportaj yapmamızı ister misiniz? Bize ulaşın.

rastgele

rastgele
Emil Kozak
Grafik Tasarımcı { www.emilkozak.com }
Emil Kozak

Danimarka’nın küçük kasabalarından birinde dünyaya geldiniz ve yıllar sonra İspanya’nın Barcelona kentine taşındınız. Bugün halen bu güzel şehirde yaşamınızı sürdürüyorsunuz. Hayatınızda neler değişti? Kasabanızı ve lisanınızı özlediniz mi?

Evet, gerçekten hayatımda çok şey değişti. Ailemi çok özledim. Tabii lisanımı ve kültürümü de. Ama yine de Barcelona’da çok mutluyum. Dağlar ve denizin arasında harika bir yer. Yemekleri güzel, insanları harika. Denizi kışın dalgalı oluyor. Her yerde su kayakçıları var. Günbatımları muhteşem. Burada yağmur yağdığı zaman ülkemi hatırlıyorum. Çok heyecanlanıyorum ve sırılsıklam olmayı hiç umursamıyorum.

“Az çoktur” ve “Sade olan en iyidir” sözleri için harika bir kanıt oluşturuyorsunuz. İlham kaynaklarınız arasında Minimalizm akımı da var mı? Hangi sanatçılar ve akımlardan etkileniyorsunuz?

Evet. Çalışmalarımın içine mesajlar yerleştirmeyi seviyorum. Ve öğeleri ‘minimal’ kullanarak düşünce ve kavramları insanlara daha kolay aktarabiliyorum.

Sadece basılı ürünler ve internet siteleri değil; su kaykayları, abajurlar, tişörtler, ayakkabılar ve buna benzer birçok ürün için de tasarımlar yapıyorsunuz. Şunu da söylemeliyim ki; biri bana daha önce hiç görmediğim fakat Emil Kozak tarafından tasarlanmış bir tişört giyeceğimi söyleseydi gözüm kapalı kabul ederdim. Pek kolay bir soru değil ama... Hangi tür işleri yapmaktan daha çok keyif alıyorsunuz?

Hepsinden keyif alıyorum. Farklı ortamlara iş üretiyor olmaktan oldukça memnunum. Bu kadar çok alanda oynamak insana ilham veriyor.

Hangisi daha heyecan verici? Tasarımlarınızı giymek mi, onlarla kaymak mı, yoksa onları duvarlarda görmek mi?

En heyecan verici olanı yaratma aşaması.

Bize çalışma alışkanlıklarınızdan söz eder misiniz? Neler sizi rahatlatır ya da rahatsız eder? Ne tür bir atmosfer, kolay konsantre olmanıza yardımcı olur?

Çoğunlukla erken kalkıp okyanustaki dalgaları izlerim. Güzellerse dünya uyanmadan birkaç tanesini yakalamak isterim. Genelde değillerdir, ben de biraz daha uyurum ve 8-9:00 gibi kalkıp çalışmaya başlarım. Gün içinde bir sürü e-posta ve rötuş isteği gelir. Sessizlik olduğunda yeni işlere başlarım. Dikkat dağıtan şeylerin az olduğu zamanlarda kendimi daha rahat hissediyorum. Pazar günleri, akşamlar ve sabahın erken saatleri mesela...

Logo tasarımı da yapmış bir grafiker olarak, hangi markaların grafik tarzlarını kendinize yakın görüyorsunuz?

Kaykay üreticilerinin daha az durağan olan tarzlarını beğeniyorum. Çok fazla uyarlama ve oynama yapıyorlar. Bunu seviyorum.

Peki var olan bir markanın tasarım çalışmalarını baştan, yeniden yapabilme şansınız olsaydı, hangi markayı seçerdiniz?

Sörf endüstrisi, konu grafik tasarımına gelince yardımcı birini kullanmak isteyecektir diye düşünüyorum. Bence sörf yapmak, beş para etmez grafik işlerinden ve şık güneş gözlüklerinden çok daha güzel ve eğlenceli.

Sınırsız bütçeniz olsaydı, ne tarz bir kişisel proje yaratırdınız ve onu insanlara nasıl sunardınız?

Televizyon seyretmek yerine kendi yaptığınız tüm harika şeylerin reklamlarını yayınlamak eğlenceli olurdu.

Sinemayla ilgileniyor musunuz? Hangi yönetmenleri ve hangi ülke tarzlarını görsel anlayışınıza daha yakın buluyorsunuz?

Wes Anderson beni büyülüyor. Ve Matt Groening benim kahramanım...

Bak Dergisi’nin 10. sayısında bu defa soyut bir konuyu işliyoruz; “Neden?”. Bu sözcüğü duyduğunuzda ilk olarak aklınıza ne geliyor? Özgür olun ve hayal edin.

Neden olmasın? İşte geliyor... Koşabiliyorken neden yürüyoruz?

"Koşabiliyorken 'neden' yürüyoruz?"

- Emil Kozak / Bak 10
  • * maks. 200 karakter
  • Gönder