Dilerseniz klasik bir soruyla başlayalım. Çizim yapmaya ne zaman ve nasıl başladığınızı hatırlıyor musunuz?
Çizim yapmayı her zaman sevdim. Küçük bir çocukken hikayeler yaratır ve karakterlerini çizerdim. Birbirinden berbat ve sıradan karakter çizimleriyle dolu klasörlerim vardır. Sonraları çok iyi olduğum kanısına vardım. Eğer işlerimin ne kadar kötü olduklarını düşünseydim cesaretimi kaybedip vazgeçebilirdim. Evet, bazen cahillik büyük mutluluklar getirebiliyor!
İlk grafik tabletinizi ne zaman satın aldınız? Tabletinizi ne şekilde kullanıyorsunuz?
İlk tabletimi satın almadım. Çalışırken bana verilen büyük bir Wacom vardı. 90'ların son dönemlerinde bir golf zaman çizelgesi firması için web sitesi tasarımı yaparken kullanmaya başlamıştım. Sonraları çizim için çok fazla kullanmadım. Tablet kullanmayı gerçekten öğrenip ciddi şekilde çizim yapmaya başlamam iki üç yıl önceydi. İnternette bu yolla illüstrasyon yapan sanatçıların işlerini gördüm ve onlar gibi renklendirmeyi öğrenmeye çalıştım. Kendime küçük bir tablet ve G5 aldım. Şimdi tableti sadece çizim için değil, her işlem için fare gibi kullanıyorum.
Bize çalışma sürecinizden söz eder misiniz? En çok hangi yazılımı kullanıyorsunuz?
Hemen her şey için Adobe Photoshop programını kullanıyorum. Web tasarımından illüstrasyona... İllüstrasyona çoğunlukla taslak defterime çizimimi yaparak başlıyorum. Sonra onu tarıyor ve Photoshop'ta tamamlıyorum. Bazen bir fikir üretiyorum, onu kağıda dökmek için bir hayli uğraşıyorum. Bir sahneyi veya pozu istediğim şekilde tasarladıktan sonra bir modelin fotoğraflarını çekiyor ve onu kaynak olarak kullanıyorum. Web sitelerini yaratmak için Macromedia'nın Dreamweaver programını, animasyonlar için ise Flash'ı tercih ediyorum. Ayrıca Adobe After Effects'i de yeni yeni öğrenmeye başladım.
En çok etkilendiğiniz sanatçıların adlarını bizimle paylaşır mısınız?
Zor bir soru. Sevdiğim birçok sanatçı var. Katsuya Terada'yı çok başarılı buluyorum. Audrey Kawasaki de müthiş bir ressam. Klasörümde, ilhama ihtiyaç duyduğum zamanlarda işlerine baktığım birçok değerli sanatçının web siteleri var.
Adobe, Macromedia'yı satın aldı ve bu durum çeşitli tepkilere yol açtı. Freehand kullanıcıları alışkanlıklarını düşünerek kuşkulanmaya başladılar, Illustrator kullanıcıları ise gayet memnun görünüyor. Siz ne düşünüyorsunuz?
Umarım Adobe, Macromedia'nın, Macromedia da Adobe'nin alışkanlıklarını tamamen yok etmez. İkisi de birbirlerinden en iy işekilde yararlanabilirlerse herkes için en iyisi olur diye düşünüyorum. Klişe tabirle: "Kırılmadıysa onarma."
Büyük bir reklam ajansında çalışmayı mı, yoksa serbest iş yapmayı mı tercih edersiniz?
İkisinin de ayrı ayrı yararları var. Bir patronun beni işime daha iyi konsantre ettiğini düşünüyorum bazen. Ayrıca büyük bir şirket için çalışmak size boş haftasonları ve sağlık sigortası da kazandırıyor. Yaşasın sağlık sigortası! Birikimleri ve planları da unutmayalım.
Bunun yanında serbest çalışmak da ayrıca güzel. Daha yaratıcı olmayı amaçlayabiliyorsunuz. Biri size çalışmalarınız için para ödüyorsa onun boş zamanınızı çaldığını hissedebiliyorsunuz. Ayrıca serbest çalışma her zaman güvenilir olamıyor. Ben ikisini de yapıyorum. Hem serbest çalışıyorum, hem de 9'dan 5'e kadar bir şirkette. Sanırım önemli olan ikisini birlikte yürütebilmek. Böylece her zaman elinizde iş oluyor.
Bir şirketin görsel malzemelerini (logosunu, illüstrasyonlarını vb.) değiştirme şansınız olsaydı, hangisini seçerdiniz?
Genel olarak materyaller için soruyorsanız illüstrasyonları değiştirirdim çünkü en çok bunu yapmaktan hoşlanıyorum. Hangi marka diye soruyorsanız... Bunun için biraz hazırlıksızım sanırım. Her gün o kadar kötü logolar görüyorum ki çevremde. Kurumsal kimliklerinin yeniden tasarlanması gereken çok fazla şirket var. Daha gençken tabelalar tasarlıyor ve yerleştiriyordum. Bu bana insanların çirkin logolar yapmakta ne kadar başarılı olduklarını öğretmişti.
Bir zaman makineniz olsaydı sanat tarihi sayfalarında yer alan hangi sanatçıyla tanışmak isterdiniz?
Hm, bilemiyorum. Kimseye söyleyecek bir şey bulabileceğimi sanmıyorum. Onlarla konuşmaktansa duvardaki bir sinek gibi sessizce nasıl çalıştıklarını gözlemlemeyi tercih ederdim.
İlk sayımızın konusu "yanlış". Bize hayatınızda nelerin yanlış olduğunu veya yanlışın ne olduğunu anlatır mısınız?
Size yanlış olan bir şeyi esprili bir şekilde verebilirim. Üzücü şeyler üzerinde düşünmektense iyi olan şeylerin yanında olmayı tercih ediyorum.
"Ben ikisini de yapıyorum. Hem serbest çalışıyorum, hem de 9'dan 5'e kadar bir şirkette. Sanırım önemli olan ikisini birlikte yürütebilmek. Böylece her zaman elinizde iş oluyor."
- Jason Levesque / Bak 01